Aradığımız her şey içimizde


Yorum bırakın

Kaygı ve Endişe ile Baş Etme Stratejileri ve Meditasyonu

Kendini sık sık felaket senaryoları üretirken buluyor musun? “ Aradım bak dönmedi, acaba başına kötü bir şey mi geldi?, “Patron beni çağırmış, acaba işten mi kovacak?”, “ Çok çalıştım ama ya bu sınavı geçemezsem, hayatım biter”, “ Dövizin haline bak, batacağız galiba”, “ Küresel ısınma var diyorlar, su bitecekmiş, hepimiz öleceğiz.”

Zaman zaman gerçekte başına dayanmış bir silah yokken veya bir uçurumun kenarından atlayacakmış gibi, kalp atışlarını hızlanmış, bedenine ateş basmış, ellerin terlemiş, gergin, huzursuz ve hatta korku içinde hissediyor musun?

anksiyete-1

Okumaya devam et

Reklamlar


Yorum bırakın

“GÜZEL BİR DÜNYA İÇİN MUTLU İNSANLARI ÇOĞALTIYORUZ”

“MUTLU İNSAN/ZİHİN, RUH, BEDEN FESTİVALİ”NİN KURUCUSU GÜLFERİ MERAL YILDIRIM, FESTİVALİN DETAYLARINI VE FARKLARINI KLASS’A ANLATTI:

ŞUBAT 2019

Gelecek için daha güzel bir dünya’ bilinciyle yola çıkan Gülferi Meral Yıldırım, bu sene 8-9-10 Mart’ta beşincisini düzenleyecekleri “Mutlu İnsan/Zihin, Ruh, Beden Festivali”nde Kadınlar Günü’ne özel çalışmalarıyla farklı bir konsepte hazırlanıyor. Bu seneki festival ile “Mutlu Kadın, Mutlu Çocuk, Mutlu Dünya” temasını ele alarak anne-çocuk ilişkisinin önemi vurgulamayı hedeflediklerini belirten Gülferi Meral Yıldırım, bu yıl beşincisi düzenlenen “Mutlu İnsan/Zihin, Ruh, Beden Festivali”nin detaylarını ve farklarını Klass’a anlattı.

Röportaj: Erdi Kartal

Fotoğraflar: Uğur Atun

Mekan:Çırağan Palace Kempinski İstanbul

Okumaya devam et


Yorum bırakın

Kendini Seven Kötü Cadı!

“Ayna ayna söyle bana, var mı benden daha güzeli bu dünyada?” diyen kötü kalpli kraliçenin masalıyla büyüyen bir çocuktum ben. Kendini sevmenin, güçlü ve zengin olmanın kibir, bencillik ve kötülükle ilişkilendirildiği, fakir, ezik, güçsüz olmanın erdem olduğunu anlatan, örnekleyen masallarla, Türk filmleriyle büyüdü benim neslim.

Öyle derine işledi ki bu şablonlar, kendimize ve dünyaya dair tüm düşüncelerimizi, inançlarımızı ve dolayısıyla kişiliğimizi ve hayatımızı şekillendirdi.

Toplumda şöyle etrafınıza bir bakın, evlenip aile kuran eşlerin, kendi aileleriyle olan bağımlı ilişkilerinden kurtulamaması evlilikleri ne hale getiriyor? “Ailesi ve elalem ne der”korkusuyla kendi arzu ve ihtiyaçlarını yok sayarak yaşayan insanlar hayatını nasıl heba ediyor. Mutlu olmadığı ilişkileri, işleri sağlığını yok etmek pahasını nasıl sürdürüyor. Hepsinin altında yatan, insanın kendi öz varlığını değerli görmemesi ve hatta kendini sevmenin ve istediklerini yapmanın suçluluk ve utanç kaynağı olduğuna dair derin inançlarıdır aslında. Bu inançlar çok küçük yaşlarda özellikle 0-7 yaş arasında önce ebeveynlerden sonra eğitim sisteminden ve hatta anlatılan masallardan ilmek ilmek işleniyor çocuğun zihnine. Önceleri sevilmek ve değerli hissetmek için kendini anne babasını mutlu etmeye mecbur hisseden çocuk büyüdükçe bu davranış şablonunu patronuna, sevgilisine, eşine hatta arkadaşlarına kadar genişleterek, bir yaşam biçimi haline getiriyor. Hayatını, başkalarının kurbanı olarak yaşadığına kendini ikna edip, tüm bunların kaynağının kendisini sevmemek, kendini başkaları kadar değerli görmemek olduğunu da idrak edemiyor.

Okumaya devam et


Yorum bırakın

Yan etkisiz, doğal ve bedava ilaç: Bedenim iyileşiyor meditasyonu

Yaşadığımız dünya özellikle büyük kentlerin temposu, karmaşası, her geçen gün gerek sosyal gerek ekonomik olarak ağırlaşan yaşam koşulları sebebiyle bedenleri ve ruhları hasta ediyor. Yediğimiz, içtiğimiz, soluduğumuz hava dahi ne kadar dikkat edersek edelim doğal ve sağlıklı olmaktan uzakta.

Vücudumuzun hastalıklara karşı savunma ve hücreleri onarma mekanizması doğanın en büyük mucizesi ancak; bu mucize bile maruz kaldığı biyolojik, elektromanyetik ve duygusal stres faktörleri karşısında bir zaman sonra çaresiz kalıyor. Ruhsal veya fiziksel hastalıklar baş gösteriyor. Bilimsel çalışmalar bir gün “bu buna iyi gelir”, “yarın şu şuna iyi gelir” diye dursun, benim önemsediğim kesin bilgi, tüm hastalıkların oluşumunda stresin en önemli rolü oynaması ve meditasyonun da stres yönetiminde kullanılacak en kolay ve etkili yöntem olmasıdır. Okumaya devam et


Yorum bırakın

Meditasyonun ardındaki bilim

Gülferi Yıldırım… Sürekli üreten, yaratan, hayallerinin peşinde koşan, olumsuz deneyimlerin üzerinden kısa sürede geçebilen bir kadın. “Mutluluk paylaştıkça çoğalır” diyor ve Google’a “mutlu insan” yazdığınızda ilk sırada onun adı çıkıyor:) İTÜ Elektronik Mühendisliği’nden mezun olan ve uzun yıllardır sağlık sektöründe liderlik ve yöneticilik yapan Gülferi Yıldırım, 40’lı yaşlara geldiğinde ‘Ben niye yaşıyorum’, ‘Ben niye bu dünyadayım’ gibi sorularla kendini sorgulamaya başladığında, yoga ve meditasyonla tanışıyor.

Meditasyonla tanışmanız nasıl oldu?

Hayatın akışı içerisinde bazen öyle bir tempoya ve rutine giriyorsunuz ki, hayatın içinde işin dışında hiçbir şey olmamaya başlıyor ve sizi besleyen ana damarlar da tıkanıyor 40’lı yaşlara geldiğimde ‘Ben niye yaşıyorum?’, ‘Ben niye bu dünyadayım?’ gibi sorularla kendimi sorgulamaya başladığında, yoga ve meditasyonla tanıştım. Üstelik bunlar o zamana kadar uzak ve mesafeli durduğum konulardı. Köken elektronik mühendisliği olunca ağırlıklı matematiksel, analitik beş duyusuyla temas ettiği dışındaki her şeyi yok sayan bir zihin yapısı olan bir insandım. Yoga ve meditasyonla tanıştıktan sonra hayatımın pek çok alanında daha iyi hisseder ve daha çok üretir oldum. Eski zamanda vakit kaybı, ‘boş işler bunlar’ gibi mesafeli ve önyargılı durduğum şeylerin bugün çok sağlam bilimsel temelleri olduğunu gördüm.

Okumaya devam et


Yorum bırakın

Profesyonel Yöneticiden ‘Mutluluk’ Girişimi

Hürriyet Gazetesi’nde İlham Veren Kadınlar köşesinde birçok başarılı kadın girişimcinin ilham veren öykülerini haberleştiren Gazeteci – Yazar Elif Ergu’nun bu haftaki konuğu bendim 🙂 Keyifli röportajda mutluluk girişimimiz ve 16-18 Mart 2018 tarihleri arasında gerçekleştireceğimiz 4. Mutlu İnsan Zihin Ruh Beden Festivalimiz hakkında konuştuk. Haberi aşağıdan okuyabilirsiniz.

Okumaya devam et


Yorum bırakın

Affetmenin Gücü… Affetme & Serbest Bırakma Meditasyonu”

Tarih 5 Kasım 2003, Amerika Birleşik Devletleri tarihinin en büyük seri katili Seattle’da 48 kadını öldürmekten yargılanıyor. Gary Ridgway, tanımadığı bu 48 kadını çeşitli işkencelere öldürmekten kendisine yöneltilen suçlamaları ifadesiz bir surat ve soğuk kanlılıkla kabul ediyor. En ufak bir pişmanlık veya üzüntü ifadesi yok, ne sözlerinde ne de görüntüsünde.

Mahkemenin son aşamasında öldürülen kadınların yakınlarına söz hakkı veriliyor. Kurbanların acılı yakınları tek tek kürsüye geliyor ve her biri Gary’e göz yaşlarının yanı sıra büyük bir öfke ve kin duyguları içinde aşağılayıcı, ezici, çok ağır sözler söyleyerek içlerindeki acıyı döküyor. Tüm bunlar karşısında Gary başta olduğu kadar sakin… Konuşan kişilerin gözlerine ifadesiz bir şekilde bakarak, en ufak bir pişmanlık veya rahatsızlık belirtisi vermeden dinliyor.

Okumaya devam et