Mutlu İnsan

Aradığımız herşey içimizde

Kör Oldum!

Yorum bırakın

image

1,5 saatliğine kör oldum. Evet evet, yanlış okumadınız; gerçekten kör oldum ve İstanbul’ u beyaz bastonumla gezdim. Gözlerim karardığında önce içimde bir panik duygusu oluştu. Korktum göremediğim için. Korktuğum belki de karanlıktı görememek değil. Sesler yükseldi ya da gözler görmeyince bana öyle geldi. Ancak yanımda benden daha önce kör olmuş ve hayatını uzun zamandır böyle sürdüren arkadaşımdan aldığım güçle , verdiği güvenle sakinleştim. Kalbimin hızlı atışlarını sessizleştirdim. Ardından başladık birlikte İstanbul’u gezmeye.

Önce bir parka gittim. Hayatımda ilk defa yürüdüğüm zemindeki değişimi ayaklarımın altında hissettim. Asfalt veya beton zeminden çakıl bir zemine hayatım boyunca pek çok kez geçtiğimi biliyorum, gördüm çünkü. Ama ilk defa ayaklarımın altında çakıl taşlarını hissettim. Bastonumla etrafı yoklayarak bulduğum banka oturdum. Çocuk seslerinin yankılandığı… yeni ekilmiş taze çiçeklerin toprakla karışmış o güzel kokusunu içime çektim. Rüzgarın hafifçe estiği, görmesem de gökyüzünün masmavi olduğunu hayal ettiğim bu güzel günün enerjisini , gördüğüm günlerden çok daha fazla hissettim. Bir müddet sonra kalktık ve istiklal caddesine doğru yol aldık. Caddede yürümek hele ki karşıdan karşıya görmeden geçmek!! Sesler ne kadar da önemliymiş. Duymak, duyabilmek korna seslerini karşıya geçmek ve hatta hayatta kalmak için… Tramvayla tünele kadar gitmek karanlıkta.

Kör bir insan olarak havalimanındaydım bir ara, check-in bankosunda biniş kartımı alıp hayallerimin ülkesine giden uçağa bindim, Üsküdar’dan bindiğim motorla Beşiktaş’a geçtim. Yüzümde çarpan rüzgârın, ruhuma vuran dalgaların hissiyle. Belki de ilk defa bu kadar güçlü hissettim. Martılar tepemizdeydi her bir kanat çırpışı sanki tek bir ses gibi yankılandı kulaklarımda onca gürültüye rağmen.

En zoru betimlemeli film seyretmekti. Tivibu görme engelliler için yayınlıyormuş bu filmleri. Beynim algılayamadı bir süre hangi konuşmaların filmin normal diyaloğu hangilerinin sahnede ne olup bittiğini tarif edenler olduğunu. Çok acayipti benim için. Kıdemli arkadaşım hakimdi tabi olaya. Veee Braille alfabesiyle adımı yazmak , yazmaya çalışmak…. G harfinin karenin köşelerindeki dört noktayla yazıldığını unutmamak üzere hafızama kazımak unutulmaz bir tecrübeydi.

Sonra ne mi oldu? Gözlerim açılmadan önce görme engelli garsonların hizmet ettiği cafeye götürdü arkadaşım beni. Çay kahve içtik, bizim gibi görmeyenlerle muhabbet ettik. Sonra, sol tarafımdaki duvarı elimle takip ederek yürüdüğüm koridorda önce ortalık loş bir aydınlığa kavuştu. Etraf her adımda biraz daha aydınlanırken sonunda yeniden görmeye başladım.

Bu bir hikaye değil gerçek bir deneyim. Gayrettepe metro istasyonunun içine 2500 m2 alanda kurulan “Dialog in the Dark”( karanlıkta diyalog) sergisinde yaşadıklarım. Sergi 1988′ de Almaya’da doğmuş, bugüne kadar 30 ülkede 170 şehirde sergilenmiş, şimdi dünyadaki en büyük örneğiyle ilk kez İstanbul’da. Dünyagöz Hastaneleri proje ortağı. Çok anlamlı ve özel…

Yukarıda anlattığım her mekanı sergi alanındaki odalarda zifir karanlıkta görme engelli rehberlerin eşliğinde yaşıyorsunuz. Başta yaşadığım karanlık korkusunun yerini geçirdiğim bütün süreçte derin bir huzur kapladı. Gözlerden gelen uyarıları kapatınca diğer duyuların nasılda ön plana çıktığını deneyimledim.

Rehberlerden biri kendi hikayesini anlattı. Oldukça başarılı, geniş bir müşteri protföyü olan yatırım danışmanıymış ve 40 yaşında gözlerini kaybetmiş. Müşterilerine kör olduğunu duyurduğu anda %90’ ı portföyünü çekmiş. O yılmamış ve teknolojik imkanları kullanarak işini son derece başarılı şekilde sürdürmüş ve bugün eskisinde de daha büyük bir fonu yönetir hale gelmiş.

Biz körlere (bunu üzerine basarak yazıyorum kendisine görme engelli değil kör diyordu) acımayın dedi, bizde yemek ve ütü yapıyor, tv seyrediyoruz. İnternette dolaşıyor ve okuyabiliyoruz. Sizden Tek farkımız gözlerimiz görmüyor. Hayatın içindeyiz ve üretiyoruz dedi.

Onların dünyasını hayal etmek , varsayımda bulunmak başka , birebir yaşamak çok başka. Şu an görmeyenlere üzülmüyorum onlara büyük bir saygı duyuyorum. Kapanan gözlerin hayata başka taraftan açılan bir kapı olduğunu biliyorum. Duyguların ve duyuların çok daha güçlü olduğu.

Kim iddia edebilir ki, onların gördüklerinin bizim gördüklerimizden daha az renkli olduğunu. Hoşgörü, empati, sempati, bizden farklı olanı takdir etme ve yaşamın değerini fark etme… Hepsi var bu deneyimin içinde. Mutlaka yaşayın. Ben birkaç kez daha gideceğim kesin. http://www.dialogistanbul.com detaylı bilgi için.

Benim için ana fikir şöyle özetle: Kör olan gözleri değil, kalbi görmeyendir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s