Mutlu İnsan

Aradığımız herşey içimizde

BERABER YÜRÜDÜK BİZ ATEŞ ÜSTÜNDE…bir yol hikayesi 3. bölüm. “the end”

2 Yorum

IMG_5749

Sıcaklığı 800 ila 1000 derece olan korların üzeride yürümek… O ilk adımı atmanın nasıl bir his olduğunu hayal edebilir misiniz? Ben hayal bile edemezdim… Ama yaptım. Ateş üstünde yürüdüm:) Hemde değil yanmak, ayağımın altında ısı hissetmeden. “Bir Yol Hikayesi “adıyla paylaştığım, Antony Robbins eğitimi ve Kalifornia yol maceramın 3. ve son bölümüne hoş geldiniz…

Günlerden pazartesi. Perşembe başlayacak 4 günlük Antony Robbins eğitimine gitmek üzere Los Angeles’dan San Jose’ye doğru Kaliforniya yollarındayız. Hepimizin içinde seminerin ilk gecesi ateşte yürüyecek olmanın heyecanı ve merakı var. Uzaylılar tarafından yaptırılan ( bkz: bir yol hikayesi 2. bölüm) Integratron’da ses terapisinden çıkıp kendimize gelince nereye gidelim diye birbirimize bakarken, genç irisi kovboy görünümlü görevli “Joshua Tree parkını gördünüz mü? çok güzeldir” dedi ve istikametimiz böylece belli oldu. Mojave çölünde 880 bin hektarlık bir park. Adını o bölgede tek görebildiğiniz bitki olan Joshua Tree ağacından almış. U2’nun meşhur albümüne adını veren ağaçlar bunlar. Kızıl-kahve rengi toprak örtüsü üzerinde sadece bu ağaçlar var, bir de sanki insan eliyle üst üste konmuş gibi duran kayalardan oluşan tepeler. Parkın içinde arabayla en az 15-20dk gittikten sonra bir tepeye geldik ve hafif puslu görünen aşağıdaki derin vadinin seyrine daldık. Tüm atmosfer, yer örtüsü sanki başka bir gezegendeymişim hissi veriyordu. Hele ağaçlar… Ellerini gökyüzün kaldırmış , her an yürüyecekmiş gibi duran başka boyutun canlıları gibiydi.

IMG_5586IMG_5582muratIMG_5733

Parkta selfieler çekip keyfimiz bitince, internetten bulduğumuz otelde konaklamak üzere Palm Springs’e doğru yola çıktık. Ne güzelmiş, ne büyük rahatlıkmış teslim olup, akışa bırakmak. Kontrol etmeye çalışmadan yanındakilere güvenmek… Hiç bir gün, ne akşam nerede olacağımız ne de ertesi günü ne yapacağımız belli değildi… Her günümüz kahkahalarla ve keyifle, dolu dolu geçti. Salı günü Malibu Beach’te paella ve kalifornia şaraplarını test edip, limitsiz istakoz yemek için garsonu “ama bizim geldiğimiz yerde bugün çarşamba”  diye deli edip, gece Santa Barbara’da HipHop’ı idrak ettikten sonra çarşamba akşam üzeri San Jose’ye vardık.

IMG_5591IMG_5596IMG_5613LA beach

San Jose, Amerikan vari mimarilerin yanısıra Berlin ve Frankfurt gibi modern Avrupa kentlerinin havasını taşıyan apaydınlık bir şehir. Masal kitaplarında tasvir edilen gibi bir gökyüzüydü beni büyüleyen, daha şehre ilk girişimizde. Pembenin ve mavinin pastel tonlarında, yumuşak fırça darbeleriyle bir ressam tarafından oluşturulmuş gibi görünen bulutlar vardı… Otelimiz Fairmont’a yerleşip , ertesi gün başlayacak eğitimin heyecanı ile bir günü daha tamamladık. Antony Robbins, Forbes’e göre dünyanın  en ünlü 100 kişisinin arasında. Amerikalı yaşam ve liderlik koçu, yazar. 30 yıldır insanların yaşam kalitesini, şirketlerin performansını arttırmak üzere çalışıyor. Sanatçılardan , devlet liderlerine, dünyanın en büyük ve zengin şirketlerinin patron ve yönetcilerine kadar pek çok önemli isme danışmanlık yapıyor. Bu kişilerin arasında Nelson Mandela’dan, Bill Clinton’a, prenses Diana’dan, Margaret Thetchar ve Oprah Winfrey’e kadar isimler var.  Bugüne değin 50 milyondan fazla kişinin hayatına dokunmuş. Benim kendisiyle ilk tanışmam olacak.

IMG_5637IMG_5638fire walker

Eğitim ilk gün 12’de başlayacak.  Adı ” Unleash the giant within” yani “içindeki devi uyandır”. Otel kongre merkezine çok yakın, yürüme mesafesinde.  Kayıt için 9 gibi orada olmamız lazım. Organizasyonu yapan ve benim bu eğitime gitmeme vesile olan powercoaching.us kurucusu dostlarım Yeliz ve Tolga üç gündür “aman yanınıza yiyecek birşeyler alın , çantanızda ağzınıza atacak birşeyler olsun” diyip durdu. Amma abartıyorlar diye düşündüm içimden ama yinede giderken Subway’den sandviç ve marketten yoğurt , çikolata vs alıp çantalara attık. Bugüne değin pek çok eğitime, seminere, kongreye katıldım. Ama ben hayatımda böyle birşey görmedim. 47 ülkeden 6000 kişi… Şaka gibi! Japonlar , Amerikalılar, Almanlar, Çinliler gruplar halinde koridorları doldurmuşlar… Ülkemizin gururu 8 Türk, bir tek biz…

IMG_5644IMG_5649 IMG_5726IMG_5765

Binlerce insanın doldurduğu salonda dev ekranlar, yüksek volumeda çalan tempolu müzik , coşku ve heyecan içinde Antony’i bekliyoruz. Tam 12 ‘de dev gibi bir adam sahneye çıktı, yüksek enerjisi ve olağanüstü sahne performansıyla tam 12 saat tuvalete gitmeden ve hiç ara vermeden “SAY I” diyerek ( bunu anlamak için eğitime katılmanız lazım, anlayan anladı:)) sahnede kaldı. O zaman dua ettik tabi Yeliz’e, ısrarla çantalara yiyecek atturdı diye. Antony 1. gün sahneye çıktığında “bu gece ateşte yürüyeceksiniz. Buna mecbur değilsiniz. Ama emin olun isteyeceksiniz” dedi. Ve 6000 kişi o gece ateşte yürüdü. O bunu söylerken “ya ne gerek var, niye yapayım ki bunu… ya yanarsam…aman boşver canım, istemezsem yürümem” diye içimden geçirmedim değil:) Gün boyu pekçok kıymetli bilgi paylaştı. Akşam 8’den sonra çeşitli süreçlerle bizi ateşte yürümeye hazırladıktan sonra gece 12’de kongre merkezinin tüm kapıları açıldı ve hepimiz YES YES YES diye bağırarak, yalın ayak San Jose sokaklarına çıktık.

IMG_5449IMG_5672IMG_5677

Şehir eğitim sebebiyle komple kapatılmıştı sanki, polis arabaları yolları kesmiş. Şehrin meydanında üzerinde yürüyeceğimiz kömürler gündüzden yakılmış, kor haline getirilmiş.  Kalabalığın içinde su gibi ateşten yollara doğru akarken, aklımda bunu gerçekten yapabileceğim dışında hiçbir şey yoktu. Önümdekiler azaldıkça yürüyeceğimiz ateş yolu göründü. Kor ateşten oluşan yaklaşık 6-7 metre uzunluğunda 10 ayrı yol yan yana sıralanmış. Bir tanesinin önüne geldiğimde 5-10 sn durdum… Önümde çimenden bir yol olduğunu hayal ettim. Kendimi karşıya geçmiş ve ateşte yürümeyi başarmış olarak havalara zıplayan, kutlayan halini gördüm zihnimde ve… Korların üzerine adımımı hiç çekinmeden attım. Yere hiç bakmadan , duraksamadan 6-7 adımda karşıya geçtim ve beni karşılayan, daha önce bu süreci yapmış asistanlarla kucaklaşarak sevinç çığlıkları attım.

Mesele ateşte yürümek değil aslında… Mesele korkuların üzerine gidebilmekte… Ve fiziksel duyuların dahi zihinle kontrol edilebileceğini görmekte. Eğitimin sloganı “Life will never be the same” yani ” hayat bir daha asla aynı olmayacak” idi. Gerçekten de aynı değil. Ateşte yürüyebiliyorsam, evet herşeyi yapmaya cesaret edebilirim… Çarpıcı bir cümleyle başladı Antony ki; benim için tüm seminerin ana fikridir: Başarı %80 psikolojiye, %20 tecrübe ve bilgiye dayanır. Psikolojinin iyi olmasıda, düşüncelerini kontrol etmeye ve enerjini yüksek tutmana bağlıdır. Tüm eğitim süresince hayal kurma, hedef koyma, plan yapma, vizyonlama üzerine çalıştırdı. Nefesten, meditasyona, beslenmeden, fiziksel aktiviteye kadar tüm yolların nasıl kullanılacağını ve etkilerini anlattı, öğretti. Ve çok sağlam tekniklerle geçmişi temizleme, korkuları yenme, geleceği yaratma konularında derin meditasyonları içeren süreçler yaptırdı. Tabi içinde tam Amerikan vari “hadi koçum , yür be yaparsın , kim tutar seni adamım” gazları da bolcaydı:) Seminer boyunca en çok söylediğimiz ve duyduğumuz kelime ise YES oldu. Anlatılan herşeyi, tüm teknikleri ve bilgileri bilincimize ve bilinçaltımıza bu sihirli sözcükle işledik adeta. 6000 kişi nasıl seminer yapar diye soranlara, ilk gece ateşte yürüdüm o 6000 kişiyle diyorum sadece.

Eğer bir şeyi dünyada 1 kişi yapabiliyorsa bende yapabilirim diye düşünürüm hep. Gerçi artık hiç yapılmamış şeyleri bile yapacak güce sahip olduğumu biliyorum. Buda böyleydi benim için. Korkuya adım atmak, korkunun zihinde yarattığımız illüzyondan başka birşey olmadığını deneyimlemek gerçekten eşsiz bir tecrübe oldu benim için. Japonu, Amerikalısı ateşten geçip kendi kendine sevinirken , biz Türkler halay çekip göbek attık herkes bitirene kadar meydanda:) 4 gün sürdü eğitim, her günü hiç arasız 12-13 saat. Hem iş hem sosyal yaşantıda faydalanacak önemli bilgiler ve hayat boyu kullanacak araçlar koyduk cebimize…. Çok güldük, çok eğlendik…

IMG_5776IMG_5795IMG_5801

Eğitim pazar akşamı bitti. Son gece yüzlerimizi boyayıp sokaklarda gezip eğlendik. Bizi gösteri gurubu sanıp çok takdir etti Amerika’lılar. Madem buraya kadar geldik San Fransisko’yu görmeden olmaz dedik. Ve pazartesi sabahtan San Fransisko’ya geçtik. Normalde 1 gece kalıp Los Angeleas’a devam edecektik ama şehir öylesine güzel , öylesine keyifliydiyki 2 gece bile az geldi. Çocukluğumda bir dizi vardı, San Fransisko Sokakları. Dik yokuşlardan inen çıkan, suçluyu kovalayan polis arabaları… Ne güzel şey hayalindeki bir görüntünün gerçekten içinde olmak. En unutulmazı bisikletle “Golden Gate” körüsünü geçmek oldu. Fisherman’s Wharf’tan sabahtan elektrikli bisikletler kiraladık. Toplam 30 km’lik bir parkur. Deniz kenarından , şahane evleri seyrederek, birbirimizle yarışarak, 10 dk ‘da bir fotoğraf molası vererek harika bir gün geçirdik. Manzara muhteşem, yanımdakiler muhteşem ,ben muhteşem… Köprüyü geçtikten sonra karşı tarafta Sol Solita adında muhteşem bir yere iniliyor. Körfezin kıyısında, Hollywood’da film stüdyosu sanki… Evler, yollar, restoranlar, mağazalar… Gördüğüm en sevimli yerlerden birisi. Burada güzel bir yemek ve üzerine şahane dondurmalardan yedikten sonra, bisikletlerimizle feribota  bindik ve meşhur Alcatraz’ı selamlayarak akşam üzeri Fishermans’s Wharf’a geri döndük. İşte böyle…

Çarşamba günü dönüş uçağına bindiğimde yüzümde gülümseme, içimde huzur, aklımda bu unutulmaz seyahatin her an’ı vardı. Eğitimde edindiğim bilgilerle döndüğümde yapacaklarımın heyecanı ve motivasyonu ile harika bir yolculuk geçirdim. Toplam 10 günlük seyahattan geriye yeni bir ben döndü. Antony Robbins tartışmasız muhteşem bir tecrübeydi ama bu seyahatin benim için en büyük kazancı hayat boyu yanımda olacak çok özel dostlara, ruh parçalarıma kavuşmak oldu. Ha bir de, benden sonra 2-3 günleri vardı ve Santa Monica’da Hotel california’da kaldılar benzis, o içimde kaldı:)) Yeliz Rüzgar, Metin Hara, Tolga Hancı, Esra Uyman, Murat Gedikoğlu, Gülden Ünverir, Gülcan Çorapçıoğlu… Ne iyi ettiniz de geldiniz hayatıma. Aaaa  bu arada, San Jose’de eğitimin 2. günü Metin demesin mi “Piano Guys’ın konseri varmış yarın burada”. Muhteşemdi…Olağanüstüydü onları canlı dinlemek. O da kadayıfın kaymağı oldu bu YOL hikayesinde.

IMG_5876 IMG_5915IMG_5936IMG_5923IMG_5849IMG_5960IMG_5884IMG_5702 

2015/01/img_54491.jpg

Reklamlar

2 thoughts on “BERABER YÜRÜDÜK BİZ ATEŞ ÜSTÜNDE…bir yol hikayesi 3. bölüm. “the end”

  1. Muhteşemdi!!!
    Okurken yaşadım sanki. Sevinçle izliyorum sizi uzaklardan. Hayatımdaki özel insanlardan birisiniz ve sizi çok seviyorum. Bazen orada olup bu deneyimlerinizden faydalanmayi çok isterdim. Kimbilir belki yine bir gün bir yerlerde yollarımız kesişir.
    Almanya dan kucak dolusu sevgiler☺😙❤

    Günnur

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s