Mutlu İnsan

Aradığımız herşey içimizde


1 Yorum

MUTLULUK MOLEKÜLÜ: Nörobilim ile mutlu ve başarılı bir hayata doğru adım atın

Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte görüntüleme teknikleri geliştikçe, her geçen gün beynin fonksiyonları hakkında daha detaylı bilgilere sahip oluyoruz. Son bilimsel araştırmalar, sanıldığı gibi yaşlanmayla birlikte beynin fonksiyonlarının zayıfladığı görüşünün aksine, her yaşta kendini yenileyebildiğini gösteriyor. Nörobilim uzmanlarının odaklandığı en önemli alanların başında beyin fonksiyonları ve insan davranışları arasındaki ilişki yatıyor. Bu alandaki bilgi ve bulgular arttıkça da liderlik becerilerinin geliştirilmesinde ve hatta mutluluğun yol haritasını çıkarmakta, nörobilim her geçen gün daha etkin kullanılıyor.

BEYİN Okumaya devam et


Yorum bırakın

“FARKINDA” BİR ANNE MİSİNİZ?

Ne çok duydum “Anne olunca anlarsın!” lafını annemden… Anne olana kadar da anlayamadım gerçek manasını. Bana göre normal, toplum beklentilerine göre geç anne olanlardanım. Benim için hayat o güne kadar başarılı olmak, kariyer yapmak, para kazanmaktan ibaretti . Hatta bir çocuğum olduğunda yaşam özgürlüğümü kaybedeceğimi düşünürdüm. Oğlumun doğumuyla anladım ki; hem hayat bundan daha fazlası, hem de çocuklu yada çocuksuz sen nasıl istersen öyle şekilleniyor. Oğlum doğduğundan beri anladım ki, çocuk bakmak kolay; fakat mutlu bir birey olması ve dünyaya iyilik katacak iyi bir insan olarak yetişmesi çok büyük bir sorumluluk gerektiriyor.

annelik-2 Okumaya devam et


Yorum bırakın

BAŞARMAMAK İÇİN BAHANEN NEDİR?

Boston’da Perkins körler okuluna yaptığım ziyarette öyle bir hikaye dinledim ki… İyiliği, adanmışlığı ve azmi gördüm. İnsan varlığının gücünün sınırsızlığını bir kez daha hissettim. Yürekten isteyince her şeyin yapılabildiğini; hiçbir şeye bahane bulmaya, şikayet etmeye hakkımız olmadığını tekrar anladım. Masal olsa olur; ama değil. Bu gerçek bir hikaye.

perkins 1

Bir varmış, bir yokmuş… Yıl 1829, Amerika’nın New Hamphshire eyaletinde güzel mi güzel, Laura adında bir kız çocuğu dünyaya gelmiş. Ufak tefek ve biraz da narin olan Laura ‘nın kendisinden büyük iki de kız kardeşi varmış. Laura, iki yaşındayken kardeşleriyle birlikte kızıl hastalığına yakalanmış. Yüksek ateşle seyreden hastalık; anne, baba ve doktorların tüm çabalarına rağmen 2 büyük kız kardeşi öldürürken, Laura kurtulmayı başarmış. Ancak hastalık, Laura’da oldukça büyük bir hasar bırakmış. Laura henüz iki yaşındayken hem kör hem sağır olduğu gibi, koku ve tat alma duyularını da yitirmiş. Dokunma dışında dünyayla iletişim kurabileceği hiçbir duyusu kalmamış. Okumaya devam et