Aradığımız her şey içimizde

Hande Akın: “MUTLULUK BULAŞICI BİR ŞEY”

Yorum bırakın

hande akın yuksek

“Bazen hayat siyah beyaz görünür. Hiçbir şey göründüğü gibi değildir aslında… ‘Bir ben var benden içeri’ diyor Yunus Emre. Beni keşfetmek, derinden tanımak için ‘Ben Zamanı’ yaratmanız dileğiyle…” diyor İletişim & İlişki Uzmanı, Regresyon & EFT Terapisti Hande Akın. İlk kitabı Kadın Olmak ile kadın olmakla ilgili bilinçaltımızdaki inançları, duyguları keşfe çıkartan, Aşk Ol ile özüne yaptığı yolculuğu paylaşan Hande Akın için mutluluk bulaşıcı bir şey ve bulaşması için yalnızca gülümsemeniz gerekiyor.

İletişim & İlişki Uzmanı Hande Akın, “Mutluluk bulaşıcı bir şey” sözünü daha ilk an itibariyle size kanıtlayan çok özel biri. Kocaman gülümsüyor ve bunu yapması için sizi yıllardır tanıyor olması gerekmiyor. Mucizeyi insanda bulan, hayallerine koşan ve gülümseyen herkesin mutlu olabileceğine inanmanız için, onunla yalnızca on dakika geçirmeniz yeterli. “Hande Akın kimdir?” diye sorduğumuzda “Ben de uzun zamandır bu sorunun cevabını arıyorum. Başta, kendini tanıma yolculuğunda olan bir insan, diyeyim” şeklinde cevap veren Hande Akın, 1977 İstanbul doğumlu. Marmara Üniversitesi, İletişim Fakültesi, Radyo Televizyon Sinema Bölümü’nden mezun. Üniversite eğitimiyle paralel olarak televizyon, sinema, reklam alanlarında çalışmalar yapmaya başlamış. 15 yıllık profesyonel reklamcılık kariyerinin son zamanlarında aklını “Ben kimim, ne yapıyorum, mutlu muyum?” soruları meşgul etmeye başlamış. “Sanırım bunlar herkesin kendine sorduğu sorular” diyor.

Bunun üzerine Yaşam Koçluğu eğitimi alan Hande Akın, aslında bu eğitimi ekibini motive etmek, olaylara daha pozitif yaklaşabilmek, iş kalitesini yükseltmek için almış. O zamanlar yaşam koçluğunu 40 yaşından sonra yapmayı planlayan Akın, “Kurduğunuz hayaller bazen beklediğinizden erken gerçekleşiyor. Bu da niyetinizin ne kadar güçlü olduğunun göstergesi… Bu niyetle birlikte 2010 yılında reklamcılıkla vedalaştım ve kalbim insanlara destek olmak, insanların daha mutlu olmaları için bir şeyler yapmak adına çarpmaya başladı. Buna da yaşam koçluğuyla başladım. Sonrasında EFT, Regresyon eğitimleri aldım, çok çeşitli spiritüel çalışmalara katıldım. “Ben Zamanı” kişisel gelişim merkezimde, beş yıl boyunca, faklı uzmanlarla çok çeşitli eğitimler, seminerler düzenledim. Bu esnada; 2014 yılında ilk kitabım “Kadın Olmak” ve Aralık 2017’de yeni kitabım “Aşk Ol” çıktı. Yazmak, benim için bir şifa. Hayal etmeyi, hayal ettiklerimi gerçekleştirmeyi, yaratmayı, üretmeyi, insanları desteklemeyi seven, insanların birbirinden ilham aldıklarına inanan, başkalarına ilham olan, umutlarını beslemeye çalışan, yaşamda daha pozitif olan, farkında olunan ya da olunmayan sorunları çözmeleri konusunda insanlara destek olmaya çalışan biriyim. İlişki ve iletişim uzmanı, regresyon terapisti gibi sıfatlarım var. Yogayı çok severim, pilates’e bayılırım, Boğaz’a aşığım. Çocukluğum Büyükada’da geçti. Arkadaşlarım benim için çok kıymetli. Ruhsal açılımları ise 33 yaşımdan sonra hissetmeye ve deneyimlemeye başladım. Seyahat etmeye bayılırım. Sezgilerimle hareket ediyorum. Bence tatlı, duyarlı bir kadınım” diyor ve mutluluğa doğru herkes için bir kapı açıyor.

 

Merkezinize de adını veren “Ben Zamanı” ile neyi kast ediyorsunuz?
Geçmişe dönecek olursak, yoğun bir tempoda çalışan, eski bir reklamcı olduğum için kendime hiç zaman ayıramıyordum. Kendime ayırdığımı düşündüğüm zamanlardaysa sosyal ortamlarda bulunuyordum. Arkadaşlarımla ya da ailemle vakit geçiriyordum. Benim, “ben zamanı”ndan anladığım bunlarla sınırlıydı. Kişisel gelişim alanındaki eğitimlere katıldıkça, öncelikle kendimde keşfettiğim şey, insanların kendine zaman yaratmaktan kaçındıkları oldu. İnsan, kendiyle yüzleşmekten, kendini daha derinden ve yakından keşfetmekten kaçınan bir varlık aslında. Çünkü bazı özellikleriyle yüzleşmeyi istemiyor. Bir gün, yaşam koçluğu yaptığım bir arkadaşım, “Sen, insanın kendine sormaktan çekindiği, cevabını duymak istemediği ya da cevabını aradığı ama bulamadığı soruları sorması, cevaplarını vermesi, kendini hissetmesi, fark etmesi, duygularını algılaması için bir zaman yarattırıyorsun. Bu da aslında Me Time” dedi. Bunun Türkçesi “Ben Zamanı” olur ve ne güzel olur diye düşündüm. İnsanlar “bir yaşam koçuna” ya da “bir danışmana gidiyorum” demesinler; “kendim için, kendimi sevdiğim için kendime zaman ayırıyorum ve birinden destek alıyorum, biriyle yol arkadaşlığı yapıyorum” desinler. “Ben Zamanı” bu şekilde ortaya çıktı. Bugün bir merkez olarak farklı farklı eğitmenler, uzmanlar aktif olarak burada bulunmuyorlar ki bu benim kişisel tercihim. Daha çok Hande’nin çalışmalarını yürütmeyi tercih ettim.

Herkesin kendi için zevk ve neşeyle yaptığı her şey zaten “Ben Zamanı”dır. Günlük koşturmalarımız arasında, hayatımızda kendimizi merkeze koymayı unutuyoruz ya da bağımlılıklarımız oluyor. İlişki bağımlılığı, alkol bağımlılığı, alışveriş bağımlılığı gibi. O bağımlılıklarla yüzleşmek de “ben zamanı” yaratmakla ilgili. Çünkü sorguluyorsunuz. “Ben Zamanı”, kişiyi bağımlılıklarından özgürleştir, kendinin ve potansiyelinin farkına vardırır. Kişi kendini tanıyıp keşfettikçe bilinci değişir. İşte bunun için yapılan eylemlerin, ayrılan zamanın tamamı bana göre “ben zamanı”dır.

“Hayallerimiz mucizelerimizdir” diyorsunuz. Mucize bir hayal midir sizce?
Ne yazık ki mucizenin kendimiz olduğunun bilincinde değiliz. En basiti, nefes alan bir canlıyız. Nefes almak bir mucize değil mi? Yani bir sistem var, kalbine “Kalbim at” diyor musun? “Böbreklerim çalış” diyor musun? Ya da “Ayaklarım yürü”… Hayır. Otomatik olarak, hiçbir komut almadan çalışan, muazzam ve mucizevi bir sistem var. Bu sadece bedenle sınırlı bir şey değil; beden, zihin ve ruh bir bütün yani eşsiz ve olağanüstü bir varlık var ortada. Bir tane sen varsın, bir tanecik. Öyle biricik, eşsiz ve muhteşem bir şeye mucize dememek bence enteresan olur. Bizler, mucizeyi hep imkansızlıklar ve olumsuzluklarda yaşanılan bir durum olarak algılıyoruz ama öyle değil. Bunun yanı sıra mucizeyi çok uzakta sanıyoruz. Ben şöyle düşünüyorum ve hissediyorum, insan mucizevi bir varlık olduğuna eminse, bunu hissedebiliyorsa o zaman zaten her türlü mucizeyi anda yaşar, yaratır ve paylaşır. Yani kendimizi sınırlandırdığımız düşünce kalıpları, duygu ve korkuların dışına çıkıp sonsuz ve eşsiz potansiyeli olan bir varlık olduğumuzu hissetmek ve bundan emin olmaktan söz ediyorum. Ben böyle algılıyorum. Şimdilik…

hande2

EFT, regresyon teknikleri hakkında bilgi verir misiniz? Bu teknikler kişilere ne gibi etkide bulunuyor? Kişiler bu tekniklerle neleri fark ediyorlar?
Duygulara enerji diyebiliriz. Zaten evrendeki her şey enerjidir. Biz de enerjiyiz, çünkü yapımız madde, maddenin alt kırılımı atom, atom da zaten elektron ve proton, yani enerji. Bugün bilim de bunu ispatlıyor. Bir manyetik alanımız var. Bu manyetik alanımızda, anne karnından itibaren bugüne kadar yaşadığımız her olayın bizdeki duygusal izleri, yani enerjisi var. Zihnimizden geçen her düşüncenin de bir enerjisi, bir frekansı yani titreşimi var. Öte yandan başka yaşamlarımız da var, paralel evrenler, akaşik kayıtlar… Dolayısıyla başka başka yaşam formlarından ve bu yaşamımızdaki olaylardan getirdiğimiz duygularımız var. Korkular, düşünceler bunların hepsi birer enerji. EFT ve regresyon tekniklerinde biz şu anda hayatımızda ne yaşıyorsak onun duygusunu bir şekilde serbest bırakıyor ve onu dönüştürerek rahatlıyoruz. Bu bir kısırdöngü olabilir, tekrar eden bir durum olabilir, bizi sıkıştıran, kendimizi kötü hissettiren herhangi bir konu, durum olabilir.

Enerjiyi konuşma yoluyla mı serbest bırakıyoruz?
Evet, konuşarak… EFT’de bedenimizin akupunktur noktalarına -enerji noktaları bunlar- hafifçe vuruşlar yapılarak birtakım ifadeler söyletiliyor. Diyelim ki kişi köpekten korkuyor, “Korkuyorum, korkuyorum, köpekten çok korkuyorum. Her ne kadar köpekten korkuyor olsam da tamamen ve derinden kendimi seviyorum ve kabul ediyorum” diyor. Böylelikle ilk önce o korkusunu kabul etmiş oluyor. İkinci olarak, bu korku manyetik alanınızda enerji olarak duruyor. Yaşadığımız bir olay ya da olaylar silsilesinden ya da DNA’larımızla genetik olarak ailemiz tarafından bize aktarılmış olabilir. Örneğin, annenizin korkusu vardır, siz hiçbir deneyiminiz olmasa dahi köpekten korkabilirsiniz. Deneyimlerle de bu korku iyice pekişir, bazen altında başka duygular da yer alabilir. Neticede EFT tekniğiyle, akupunktur noktalarına hafifçe vurarak ve birtakım ifadelerle o duyguların enerjisini dağıtıyoruz. Dağıttığımızda kişi, bedenen ve zihnen rahatlamış oluyor ve orada bir farkındalık yaşıyor. Regresyon dediğimiz teknikle ise o yaşadığı olay her neyse, onu hatırladığında ve oranın duygusunu boşalttığında kişi iyice rahatlıyor.

Bu tekniklerle her türlü korkunun üstesinden gelebilir miyiz ya da şöyle soracak olursak, neleri çözebiliriz?
Niyetimizle her şeyi dönüştürebiliriz. Çünkü bilinçaltımızla ilgili… Özellikle 0-7 yaş dönemi çok kilit bir dönem. O dönemde gördüğümüz, deneyimlediğimiz, hissettiğimiz olayların etkilerini taşıyoruz. Ancak duyguların enerjisini serbest bırakınca yani dönüştürünce, sizin manyetik alanınız değişiyor. O zaman yaşamınızda da bir şeyler değişiyor. Örneğin benim başarısız olmakla ilgili korkularım vardı. Korkularımın ilkokul yıllarıma dayandığını fark ettim. Yani aslında yaşadığımız olaylar üzerimizde iz bırakıyor. Bu tekniklerle sıkışmış duyguların enerjisi boşaltılıyor.

İlk kitabınız “Kadın Olmak”. Son dönemde yeni çıkan kitabınız ise “Aşk Ol”. Biraz kitaplarınıza değinir misiniz?
Kadın olmak benim ilk göz ağrım. 2014 yılının ‘8 Mart’ında Dünya Kadınlar Günü’nde çıktı. Oradaki niyetim aslında kendi kadın kimliğimi keşfetmekti. Hikâye de öyle başlıyor. Bir arkadaşım uyuşturucu bağımlısıydı ve ben de destek vermek için onun terapilerine gidiyordum. Bilinçaltı ilk kez o dönemde dikkatimi çekince başka konular için de psikolog ile görüşmek istedim. Psikoloğun bana sorduğu ilk soru “Nasıl bir kadınsın?” oldu. Benim ona verdiğim cevap ise nasıl bir insan olduğuma dairdi. Ve ben kadın olmanın ne demek olduğunu hiç bilmediğimi fark ettim. O zaman 28 yaşındaydım. Sonra kadın olmanın nasıl bir şey olduğunu düşünmeye, sorgulamaya başladım. Kadın olmaya dair bilinçaltımızda bir sürü kodlama olduğunu keşfettim. Danışanlarımla çalışırken de fark ettiğim şey şu oldu; söz konusu kadın olmaksa hep aynı cevapları alıyordum, “Kadın olmak eşittir hiçbir değeri olmamak, kadınsan değersizsin, kadın olmak zordur, kadınsan hep acı çekersin.” İlk kitap kadın olmanın altında yatan düşünce kalıplarını gerçek hikayelerle anlatıyor. Biraz da toplumumuzdaki çocuk gelin, berdel, kuma gibi, kadınların hatta insanlığın yaşadığı toplumsal sorunlara, farklı bir bakış açısından yaklaşıyor.

Aşk Ol isimli kitabım ise yeni çıktı. O da benim son 7 yıllık yolculuklarımı anlatıyor. Gezdiğim pek çok ülke, yaptığım pek çok mistik yolculuk ve o yolculuklardaki farkındalıklar, deneyimlerin hayatıma katkısı, o hikayelerdeki insanların bana gösterdikleri… Bütün bu yolculukların aslında bir aşk arama yani ruh eşini arama sevdasıyla çıktığım ama sonra özüme yaptığım bir yolculuk olduğunu idrak ettiğim, kendi yaşam hikayelerim var. Bu hikayeler hayatımdaki kilit noktalardır. İnsanlara da ilham olsun, farkındalıklar sağlasın niyetiyle yazdım.

Mutlu insanı bize tanımlar mısınız?
Mutlu insan, gönülden geldiğince, dilediğince kendini ifade eden, sevgisini vermekte çok cömert olan, bunun karşılığında da hiçbir beklentisi olmayan insandır. Yaşama tutkuyla sarılan, cesur, kendine güvenen, coşkulu bir hal… Aşk olma hali de diyebilirim. Mutluluk bulaşıcı bir şey, bir gülümsemeyle bile bulaşabiliyor, mutlu insan bolca gülümseyebilen insandır bence.

Son olarak “Mutlu İnsan Zihin Ruh Beden Festivali” hakkındaki görüşlerinizi de öğrenebilir miyiz?
Zihin Ruh Beden Festivali’nin ilk katılımcılarından biriyim. Ve festivalin kazandığı ivmeyi kutluyorum. Gönülden yapılan bir işin içinde olduğumu düşünüyorum. Gelen herkesin keyifle geldiğini gözlemledim. Yaratılan enerji için çok teşekkür ediyorum. Benim için harika bir hediye bu festival.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s