Aradığımız her şey içimizde

Dr. Levent Buda: “Sağlık Bir Dengedir”

Yorum bırakın

mutlu_insan_levent_budaBenzerlikler ilkesine dayanan, bir hastalığı, hastanın şikayetlerine benzer belirtileri ortaya çıkaran maddelerle tedavi eden tıbbi bir uygulama olan Homeopati, 18. yüzyılın başlarında Alman Doktor Samuel Hahnemann tarafından bulundu. Türkiye’de yeni yeni ün kazansa da bu yöntem dünyada 200 yılı aşkın bir süredir kullanılıyor. Vücudun, kendini doğal olarak iyileştirmesine yardım eden tamamlayıcı bir tıp yöntemi olan ‘Homeopati’yi Türkiye’de duyuran isim ise Dr. Levent Buda. Bugün tüm dünyada uygulaması giderek artan ‘Homeopati’nin temel amacı, hastaya zarar vermeden, doğal yollarla kökten bir iyileşme sağlamak.


1991 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olan Dr. Levent Buda, Mediko Sosyal Hizmetler Ünitesi’nin Başhekimliğini ve Sağlık Kültür Spor Dairesi Başkan Yardımcılığı yaptığı sıralarda Almanya’da yaşayan kuzeninin eşinin telkinleriyle Homeopati yöntemine ilgi duymaya başlamış. Avrupa Homeopati Enstitüsü’nden burs alan ve 3 yıl burslu olarak Wiesbaden Almanya’da Homeopati eğitimini tamamlayan Levent Buda, sonrasında Dünya Homeopatik Hekimler Birliği’ne kabul edilmiş. 2006 yılından beri Homeopati eğiticisi olan, pek çok kongre ve organizasyonda konuşmalar yapan Levent Buda ile ‘Homeopati’yi konuştuk.

Öncelikle sizi tanıyalım…
1991 yılında 9 Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldum. Bir dönem pratisyen hekim olarak acil serviste, ardından sağlık ocağında çalıştım. Daha sonra Mediko Sosyal Hizmetler Ünitesi’nin Başhekimliğini ve Sağlık Kültür Spor Dairesi Başkan Yardımcılığı yaptım ve o dönemlerde Homeopati’ye ilgi duymaya başladım. 2007’den bu yana Homeopati muayenehanesi işletiyorum ve bu konuda eğitimler veriyorum. Bir tedavi Sanatı Homeopati, Homeopatik Ev Eczanesi isimli bir de kitabım bulunuyor. Yurtdışında yaşıyorum; 3 hafta Cenevre’de, 1 hafta Türkiye’deyim.

Homeopati hakkında bilgi verir misiniz?
Homeopati bir tıp ekolü ve 220 yıldır dünyada uygulanıyor. Gerçekten bildiğim en zararsız tıp yöntemi. Çünkü 220 yıllık tarihi boyunca bildirilmiş hiçbir yan etkisi yok. Tamamen doğal ürünler kullanılıyor. Tamamen doğal ve bitkilerle hazırlanan ilaçlarının hazırlanma mekanizması da farklı. Eczanede satılan fitoterapik ürünlerde aynı bitkiyi kullansak bile ilacın hazırlanma yöntemi farklı olduğu için kullanım alanları da değişiyor. Örneğin sarı kantaron, fitoterapik olarak, antidepresan etkileri nedeniyle Times dergisine kapak olmuş bir bitkidir; belli bir dozda alındıktan sonra sakinleştirici etki yaratır. Ama Homeopati’de sarı kantaronla yapılmış Homeopatik ilacı biz daha çok sinir dokusu yönünden zengin olan noktaların yaralanmalarında kullanırız. Burun ucu, meme ucu gibi… Homeopatik ilaçların yüzde 70-75’i bitkilerden, geri kalanı da mineral gibi doğal kaynaklardan elde ediliyor. Homeoati’nin diğer tedavi yöntemlerinden farkına gelecek olursak; biz hastalarımıza benzerlik ilkesine göre ilaç veriyoruz. Diğer tıp dalları karşıtlık fenomeniyle çalışırlar. Örneğin tansiyon yükselir, tansiyon düşürücü verilir; baş ağrısına ağrı kesici, enfeksiyonlara antibiyotik verilir. Homeopati ise benzerlerle çalışıyor.

Bir örnekle açıklayabilir misiniz bu durumu bize?
Diyelim ki mutfakta soğan doğruyorsunuz. Gözünüz yaşarır, burnunuz yanar, burundan bir akıntı başlar, gözlerde yanma da olur, öyle değil mi? Bu duruma çok benzer bir hastalık akut üst solunum yolları enfeksiyonudur veya alerjik nezledir. Böyle bir durumda biz hastaya soğandan yapılmış bir ilaç verebiliriz. Ya da çok kahve içen birinin çarpıntısı olur, kişi kolay uyarılır, çabuk öfkelenir ve çabuk heyecanlanır, biraz endişelidir. Eli ayağı titrer veya uykusuzluk yaşar. Tüm bunlar Panik Atak belirtileriyle aynı olduğundan bir Panik Atak hastasına biz kahveden yapılmış bir ilaç verebiliyoruz.

Peki, nasıl bir etkisi oluyor?
Benzerlik fenomenine göre verilmiş ilaçlar, vücudun ihtiyacı olan kısımları uyarıyor. Bunu, vücudun neye ihtiyacı varsa onu düzenleyerek yapıyor. Asıl yaptığı iş, aslında denge bulmak. Sağlık dediğimiz de bir dengedir aslında. Biz hastaya her zaman bu dengeyi destekleyen ilaçlar veriyoruz. Homeopati’nin temeli bu. Homeopatik ilaçlar toplu iğne başı büyüklüğündedir ve bu ilaçları hastaya her gün vermezsiniz, belli aralıklarla seyrek verirsiniz. İlacın dozuna göre, hastaya göre; haftada bir, 15 günde bir veya ayda bir gibi değişen periyotlarla ilaç verilir ve hasta iyileşir. Çok iyi sonuçlar alıyoruz.

Bu yöntemle her türlü hastalık tedavi edilebiliyor mu? Psikolojik hastalıklarda da kullanılan bir yöntem midir?
İşte asıl nokta bu; biz insan ayırmıyoruz. Beden veya ruh ayrımı yapmıyoruz, bir bütün olarak değerlendiriyoruz. Her hastalık merkezde duruyor ve hem zihinsel bulgular hem ruhani bulgular hem de fizik bulgular ortaya çıkarıyor. Biz bunların hepsini bir olarak değerlendiriyor ve daha sonra ilaç veriyoruz. Örneğin bir günde grip şikayetinden 5 hasta geliyor diyelim. Temel belirtiler aynı; burun akması, hapşırık, vücutta kırgınlık, gözlerde kızarma ama aynı zamanda bir de bakıyorsunuz ki hastanın zihninde o güne kadar göstermediği bir değişiklik oluşmuş. İşte bu nedenle o 5 farklı gribe, 5 farklı ilaç verebiliyoruz. Zihinsel bulgulara bakıyoruz. Bir kişi hastalığı ayakta geçirirken, biri hep yatmak istiyor, bir diğeri ilgi istiyor, birinde ölüm korkusu başlıyor. Bunların hepsi de birbirinden farklı durumlar. Bu nedenle ilaçları da bu farklara göre belirliyoruz ve hastalar daha çabuk iyileşiyor. Normalde bir üst solunum yolu hastası 7 günde iyileşiyorsa, Homeopati ile 2 ila 3 günde iyileşiyor.

Homeopati ilaçları diğer ilaçlar gibi eczanelerden temin edilebiliyor mu?
Dünyanın her tarafında eczanelerde satılıyor. Avrupa ortalaması yüzde 58. İsviçre 2017 yılı itibariyle Homeopatiyi tercih edilebilecek yöntemlerden biri olarak onayladı. Meclisten kanun çıktı. O yüzden İsviçre’deki sağlık sigortaları da destek veriyor. Türkiye’de henüz böyle bir şey yok. Ama Türkiye de kanun olarak Homeopati’yi kabul etmiş ve doktorlara uygulama yetkisini vermiş durumda. Eğitimleri veriliyor. Yakın zamanda Türkiye’deki eczanelerde de ilaçları satışa sunulacak.

Türkiye’de Homeopati’nin bilinirliği ve tercih edilirliği ne durumda?
Giderek daha çok biliniyor ve tercih ediliyor ama bence daha çok doktora da ihtiyaç var. Çünkü Türkiye, nüfusu kalabalık bir ülke…

Sizin bu alana ilginiz nasıl başladı?
Mezun olduktan sonra acil serviste çalıştım. Acil serviste hastalara hep anlık olarak bakılır. Hastanın o anlık tedavisini yaparsınız ve hastayı bir daha görmezsiniz. Sonrasında hasta, tedavinin devamı için polikliniğe gider. Bu beni bir dönem sonra tatmin etmez olunca sağlık ocağına geçtim. Sağlık ocağında daha takip edebilir hastalarım oldu. Orada da şunu gözlemledim, hastalara ilaç verdiğim sürece iyi oluyorlar. Bir hasta yüksek tansiyon şikayetiyle gelmişe, ilaç veriyorum tansiyon düzeliyor, sonra ayda bir kontrole gelmeye devam ediyor. Ancak 2 gün ilacını kullanmazsa tansiyonu yine yükseliyor. Bu gerçek bir iyileşme değil, burada bir eksik var, diye düşünmeye başladım. Çünkü aslında iyileşme, hastanın ilaçsız yaşamasını sağlamaktır. Bunlar beni rahatsız ederken Almanya’da yaşayan kuzenimin eşi bana Homeopati’den söz etti. O dönem, bu konuda Türkiye’de hiç kaynak yoktu. Yurtdışına giderek eğitim aldım ve konu hakkında hiçbir şey bilmeden gitmiş olmak benim için çok daha iyi oldu. İyi bir yerden eğitim aldığım için de her şeyi en doğrusuyla öğrendim.

Bir Tedavi Sanatı Homeopati’den kısaca söz eder misiniz?
İlk kitabım olan Bir Tedavi Sanatı Homeopati-Homeopatik Ev Eczanesi, insanların Homeopati’yi kullanabilmelerine yönelik bir içerik sunuyor. En başta Homeopati hakkında bilgiler veriyor, yöntemin ne olduğunu anlatıyor. Kitabın ikinci bölümünde evde kullanılabilecek 76 tane ilaç yer alıyor. Son bölümde ise ilaç seçimlerinin nasıl yapılacağından söz ediyor.

Alerjik hastalıklarda da bu yöntem uygulanabiliyor mu?
Tabi uygulayabiliyoruz. Bizim yaptığımız, bağışıklık sistemini dengelemek oluyor. Bağışıklık sistemi dengelenirse dışarıdan gelen alerjen maddeyi artık yabancı bir madde olarak algılamıyor ya da reaksiyonunu kısıtlıyor. Yakında basılacak olan ikinci kitabım biraz daha farklı. Homeopatik zihin bulgularını ve fiziki bulguları karşılaştırarak yaşam öyküleri anlattım. İçinde 20 tane öykü var. Her öykünün sonunda da oradaki yaşam öyküsünü nasıl değerlendirmemiz gerektiği konusunda çözümlemeler sunuyorum.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s