Mutlu İnsan

Mutluluk paylaştıkça çoğalır

Can Aydoğmuş: “Sevgide Kalın!”

Yorum bırakın

can_aydogmus_mutluinsancom

Kaleme aldığı birbirinden özel kitaplarıyla sözcüklerin ve duyguların gücünü keşfetmeye çağıran Yazar Can Aydoğmuş, mutluluğun temelinin sevgi olduğunu ve sevginin de birliğin duygusu olduğunu söylüyor. Hayatında olumlu ya da olumsuz tüm deneyimlerini kazanımlara dönüştürmeyi başarmış ve bunun için çaba sarf etmeye devam eden, her fırsatta bunun önemini anlatan, deneyimlerini cömertçe paylaşan Can Aydoğmuş ile sözcüklerin gücünü keşfe çıktık.

İstanbul’da dünyaya gelen Can Aydoğmuş, İngiltere’de Egerton Rothesay School’da psikoloji ve sosyoloji üzerine eğitim almış. Çocukluğunda yaşadığı bazı deneyimler nedeniyle içsel yolculuklara çıkmak konusunda her zaman çok istekli olmuş. İngiltere, Almanya, Fransa, Hollanda ve Türkiye’de kişisel gelişim eğitimleri alan, dünyanın en ünlü hocalarıyla çalışan, onlara asistanlık yapan Aydoğmuş, İngiltere’de dört yıl insan psikolojisi, beden bilinci ve bilinçaltına göre dizayn, dekorasyon, inşaat ve kurumsal hayat eğitimlerini tamamlamış. Kişisel gelişim yöntemlerine 11 yaşından bu yana ilgi duyuyor. Dünya çapındaki hocaların organizasyonlarını ve temsilciliklerini de yapmış bir isim olan, organizasyonel konstelasyon, kurumsal farkındalık, master regresyon, master hipnoterapi, NLP, bilinç altı uzmanlığı, lucid rüya, derin meditasyon eğitimleri, düşünce gücü ve daha birçok kişisel gelişim tekniği konusunda birçok eğitim alan Aydoğmuş, IACT Türkiye Başkanlığı ve Faces Dergisi yayın koordinatörlüğünde bulunmuş.

Aşka Yürü, Şifanın Eli ve Düşle İnan Yaşa isimli kitaplarının yanı sıra şimdilerde çocuklar için öykü kitapları yazmayı sürdürüyor. Özellikle çok sevdiği kedisini karakter olarak yansıttığı Konuşan Kedi Matu, çocukların ilgiyle okuyup kütüphanelerinde yer açacakları özel bir kitap. Aydoğmuş’un yazılarını okumak isteyenler haftada 3 gün -Çarşamba, Cumartesi ve Pazar- hürriyet.com.tr’den takip edebilir. Kurumsal şirketlere seminerler veren, motivasyonel konuşmacı olarak davet edilen Can Aydoğmuş’un, Doğan TV Dijital bölümüyle 2017’de ortaklaşa kurduğu YouTube kanalı da başarıyla devam ediyor. 2017 Yılında Altın Kelebek Ödüllerinde En iyi Youtuber ve Instagrammer olarak aday gösterilen, Düşle İnan Yaşa kitabı Altın Rehber tarafından 2017 yılın En İyi Kişisel Gelişim Kitabı ödülüne layık görülen, Moon Life Oscars 2017 tarafından verilen En İyi Kişisel Gelişim Yazarı Ödülü’nün sahibi olan Can Aydoğmuş’la mutlu bir hayat için önerilerini konuştuk.

Aşka Yürü, Şifanın Eli ve Düşle İnan Yaşa isimli 3 kitabınız var. Aynı zamanda çocuk kitapları da yazıyorsunuz. Kitaplarınız hakkında biraz bilgi verir misiniz?
Düşle İnan Yaşa, daha çok kendi hayatımdan yola çıkarak yazdığım bir kitap. Geçmişte birtakım zor dönemler yaşadım; annem kayboldu, babam vefat etti, ablam vefat etti, sokakta kaldım, aç kaldım… Hepsinin içinden de tamamen düşüncelerin, duyguların ve sözcüklerin gücünü kullanarak çıktım ve bu sayede hayatımda inanılmaz mucizeler yaşadım. Kitapta o karanlık dönemden aydınlığa geçerken hangi teknikleri uyguladığımı, neler yaptığımı, hangi düşünce sistemiyle hareket ettiğimi anlatıyorum. İnsanların alıp hayat tarzları yapabilecekleri bir kitap oldu. Aynı zamanda bir düşünce biçimi de sunuyor. Kitabımı okuyan birçok kişiden “Can Bey, kitabı okuduktan sonra hayatım değişti, farkındalığım arttı, pek çok şeyin şimdiye kadar farkında değilmişim” şeklinde dönüşler alıyorum. Aynı zamanda kitabın içinde Muazzez İlmiye Çığ, Fazıl Say, Yılmaz Erdoğan, Yıldız Kenter gibi önemli isimlerle yaptığım 9 röportaj da var. İkinci kitabım Şifanın Eli’nde insanların hayatlarını nasıl şifa ile yaşayabileceğini anlatıyorum. Birinci kitabım Aşka Yürü’de ise çok farklı bir konuya eğiliyorum; evliyalar ve yücelerle yaşamak… Çok özel ve çok enerji dolu bir kitap.

Aynı zamanda hayvan sever yönünüz de oldukça ön planda ve bunu yazdığınız Konuşan Kedi Matu kitabında da görüyoruz. Çocuklar bu kitapta neler buluyor?
İlk çocuk kitabım, Konuşan Kedi Matu. Şimdilerde ise çocuk öyküleri yazmaya devam ediyorum. Çocuk kitabı yazmaktan çok büyük keyif aldım. 3 tane daha yazdım, yakın zamanda onlar da piyasaya çıkacak. Konuşan Kedi Matu kitabımda başkarakter, kendi kedim. Ben zaten kedileri çok seviyorum ama Matu’nun benim hayatımda büyük bir önemi var. Matu bana sevginin çok ayrı boyutlarını öğretti. Onun varlığı benim için çok değerli. Ben bir insanın hayatına bir kedi girdiği zaman, o insanın hayatına şifanın da girdiğine inanıyorum. Kedilerin mucizevi etkileri olduğunu düşünüyorum. Matu benim hayatıma çok zor bir dönemimde girdi ve varlığı bana çok büyük bir güç kattı. Aynı zamanda bana çok destek oldu. Bana karşı affedici olması, beni sevmeye devam etmesi, sevgisinin saflığı, karşılıksızlığı derken, sevginin çok farklı boyutlarını Matu ile yaşadım. Konuşan Kedi Matu kitabımın içinde bir çocuğun kedisiyle ve ağaçla geçen öyküsünü anlatıyorum. Çocuk ve kedisi Matu, ağacın kovuğunun içine giriyorlar ve orada uyuyorlar. Bu noktadan itibaren öykü başka bir boyut kazanıyor. Kitabın içinde doğa ve hayvan sevgisine, doğanın ve hayatımızdaki hayvanların farkındalığına vurgu yapıyorum. Çocukların doğayla, hayvanlarla ilgili daha fazla bilinç kazanmalarını amaçladım. Bu kitaptaki misyonum sevgiyi anlatmak oldu. Hepimizin bir birlik ve sevgi içinde yaşadığımızın farkındalığında olmayı anlatmak…

Son yıllarda hayatımıza giren bir kavram da Youtuber ve siz de bir Youtuber’sınız. Nasıl gidiyor Youtube kanalınıza yönelik çalışmalarınız? İlgi nasıl?
Henüz çok yeni ve kanal yayına girdiğinden bu yana bir sene geçmemiş olmasına rağmen ilgi çok iyi. Şu anda 11 bin aboneye ulaşmış durumda. Youtube kanalım üzerinden insanlarla sürekli bağlantı içindeyim. Youtube kanalı üzerinden insanlarla iletişime geçebiliyor ve onlara enerjisel çalışmalar yaptırıyorum.

Sözcüklerin gücüne inandığınızı söylüyorsunuz. Bununla tam olarak neyi anlatmak istiyorsunuz?
Aslında bu bizim kültürümüzde, atasözlerimizde bile var. Örneğin, “Bir şeyi kırk kere söylersen olur, ağzından çıkanı kulağın duysun” gibi… Ben buna inanıyorum, gerçekten bir şeyi kırk kere söyleyince oluyor. Çağırıyorsun onu, bir enerjiyle çekiyorsun. İnsanlar bir şeyi gerçekten istiyorlarsa, istedikleri şeyle ilgili öncelikle kararlı olmalılar. “Söyledim, haydi hemen olsun” gibi bir durum değil bu. Yaşamın, evrenin, akışın olması için yapacaklarınıza bir zaman vermelisiniz. Oysa pek çok insan haftada bir karar değiştiriyor. Bir şey istiyor, dua ediyor, istediği gerçekleşmeyince de tüm hayata küsüyor. Düşle İnan Yaşa kitabımın mottosu, “Söyle, olsun”; özet cümlesi ise “Düşüncelerin, duyguların sözcüklerin gücünü keşfet, yaşamının efendisi ol”. Bu yüzden ben, insanlar bana olumsuz bir şey söyledikleri zaman hemen “İptal, iptal, iptal” diyordum, bana gülüyorlardı. Daha sonra hayatımdaki pozitif gelişmeleri görünce, “Aaa! Söylediği doğruymuş!” dediler. Öte yandan, kitabın içinde ev detoksu, ruhsal detoks, zihinsel detoks, insan detoksu gibi pek çok konuya da değiniyorum. Bence bazı insanları hayatınızdan çıkarmanız lazım. Her ne kadar acımasız gibi gelse de sizin yaşamınızı, sisteminizi olumsuz yönde etkileyen her neyse evinizden, yaşamınızdan onu çıkarmanız gerekiyor. Yapmadığınız, “Daha sonra yaparım” dediğiniz her şey aslında sizin enerjinizi bölüyor, bilinçaltınızı meşgul ediyor. Nasıl ki kapatmadığınız ve arka planda çalışmaya devam eden uygulamalar bir zaman sonra telefonunuzu kilitliyorsa, bu da böyle bir durum.

Mutluluğu tanımlar mısınız? Siz kendinizi nasıl mutlu hissedersiniz?
Mutluluk sevgiden geçiyor ama insanlar sevgiyi bilmiyor. Annelerini, sevgililerini ya da çocuklarını sevdiklerini söylüyorlar ama aslında bu gerçek sevgi değil. Çünkü çocuğunu, çocuğu olduğu için seviyor; annesini, annesi olduğu için… Bu durum kalpteki sevgiyle bağlantılı değil. Çocuğu onun kafasındaki şeyden çıktığı anda ona öfkeleniyor. Oysa sevgide konumlandırma yoktur. Sevgide bir kalıp yoktur. Sevgide şartlar ve kurallar yoktur. Her şeyi var olduğu için seversiniz. Ben bir kişinin bir başka kişiye duyduğu sevgiye inanmıyorum. Örneğin aşk… Günümüzde bütün televizyon dizilerinde sürekli olarak çok yakışıklı bir adam çok güzel bir kadına âşık oluyor ya da tam tersi… Peki, niye böyle? Onlara göre çirkin olanların sevmeye hakkı yok mu? Yok böyle bir şey. Bunlar tamamen cinsel kodlamalar, çok temel ve sürüngen beynimize dayanan konular. Sevgiyle alakası yok. Bunun çözülmesi için gerçek sevgiye dönebilmek gerek. Bana göre, mutluluk kavramının temel konularından biri bu. Birçok insan hayatında hiç sevgiyi hissetmemiş durumda. Sevmeyi bir karşılık durumu olarak görüyor. Güzel olacak ki sevecek, zengin olacak ki sevecek yoksa mutlu olamaz. Kişinin ilk kendini bunlardan özgürleştirmesi gerekiyor.

Hayatta en önem verdiğiniz konu nedir?
Hayattaki en önemli şey, kalp kırmamaktır. Ne yazık ki karanlığın ele geçirdiği insanlar var. Yine de insanları yargılamamak ve değiştirmemek gerekir. Bu çok önemli bir konu bence. Ama en önemlisi, her halde ve şartta sevgi içinde kalmak. Sevgi, sizin bir insandan beklentinize göre duyduğunuz beğenme ve hoşlanma veya o insanı hayatınızda tutma durumu değildir. Sevgi, insanların hepsinin bir ruh olduğunun, hepsinin yaradılışın bir parçası olduğunun farkında olarak, koşulsuz duyulan bir duygudur. Birliğin duygusudur. Sevgide kalın.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s