Aradığımız her şey içimizde

Aşk’la Düşle ve Müzikle İyileş

Yorum bırakın

OQ-Gokhan Kirdar

Müzisyen kimliğiyle yakından tanıdığımız Gökhan Kırdar, OQ artist markasıyla uluslararası “SkyGen Biofrekans Müzikle İyileşme Projesi” adı altında çalışmalar yapıyor. Biofrekans müzikle iyileşme yöntem ve teknikleriyle hem fiziksel hem de ruhsal anlamda kişilerde iyileşme sağlandığını belirten Gökhan Kırdar, ‘Aşk’la düşleyişin ve biofrekans müzikle iyileşmenin yollarını sunuyor.

 

Gençlik yılları 1990’lara denk gelenlerin çok yakından tanıdığı bir isim, Gökhan Kırdar. “Yerine Sevemem” ile yıldızı parlayan ve çok sevilen, “Üstüme Basıp Geçme” ile dillere pelesenk olan sanatçı, 1997 de modern dünyanın trendlerinden olan elektronik müziğe ve daha çok kendisinin yapmak istediği tarza yönelerek “Trip” albümünü çıkardı. Bu evrede frekans müzik ve müziğin felsefesi konusuna da ilgisi yükselen OQ Gökhan Kırdar, biofrekans müziğin yaşamımıza gönderdiği doğru frekanslar ve enerjiyle hem bedenimizin hem ruhumuzun iyileşebileceğini söylüyor. Son yıllarda uluslararası festivallerde de ödüller alan film ve tv dizi müzikleri üzerine de çalışan sanatçı, hem kendi ruhunu hem de dileyenlerin ruhunu müziğin frekanslarıyla ve Aşk’la besliyor…

 

Gökhan Kırdar’ı daha yakından tanımak istiyoruz. Bize biraz kendinizi ve neler yaptığınızı anlatır mısınız?

Sanat doğuştan gelen bir yetenek ve benim de müziğe, sanata olan ilgim çocuk yaşlarımda başladı. Hem görsel hem işitsel anlamda birtakım yeteneklerimi keşfettiğim zamanlardı. Aydın’da doğdum, İzmir’de büyüdüm ama üniversite eğitimi için İstanbul’a geldim ve kariyerimi de İstanbul’da oluşturmaya başladım. Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Mimarlık okurken, arkadaşlarımla gruplar kurduk ve sahne almaya başladık. Bu çalışmalarda hem kendi eserlerimi hem de sevilen alternatif rock ve jazz şarkılarını söyledim. Derken, müzisyen kimliğimin dışında ses rengimin de çok etkilediğini gördü birçok yapımcı ve ilk albüm teklifimi o zaman aldım. 1993 yılıydı. Aynı yıl Atıf Yılmaz’ın “Gece, Melek ve Bizim Çocuklar” filminin müziğini bestelemem için de teklif aldım. 1994 yılında ilk stüdyo albümüm olan”Serseri Mayın” yayınlandı. 1995 de 2. albümüm “Tutunamadım”, 1997 de 3. albümüm “Trip” yayınlandı. 1994 yılında “Serseri Mayın” isimli ilk albümümdeki eserim olan “Yerine Sevemem” çok öne çıktı. 2. albümümde ise “Üstüme Basıp Geçme” çok beğenildi. “Yerine Sevemem” beni çok üst noktalara taşıdı, radyolarda ve müzik video kanallarında birinci oldu, en çok istenen şarkılar arasına girdi.

 

Trip albümüyle birlikte tarzınızda da bir değişim görülüyor…

“Trip” albümünde, 1997 yılında, büyük bir virajla o yıllarda dünyada yaşanan elektronik müzik devrimine uygun bir tarz oluşturdum. Kendi iç sesimle, popülist değil, daha kişisel olarak yapmak istediğim müziğe karar verdim ve plak şirketimle anlaşmamı bitirerek kendi imkanlarımla “Trip” albümümü hazırladım. Türkiye’de ve o zaman dünyada da ilk olan trip-hop, elektronika ve rock sentezi bir albüm hazırladım. Albümde felsefi olarak işlediğim konular psikiyatri ve kişisel gelişimin temelinde bulunan konulardı. Şu an yapmakta olduğum healing (iyileşme) çalışmalarının özünde “Trip” albümü vardır. Şarkılarımda korkuların, arzuların, dualitenin negatif ve pozitif dengesi arasında gidip gelmesinin, insan psikolojisinin, kendini buluşun, kendini keşfedişin insan sağlığında ne kadar önemli olduğunu anlatan bir sözel yapı vardı. Daha o yıllarda bile manyetik frekanslar ve çakralardan bahsetmeye başlamıştım. Elbette o zamanlar bu tarz bir albümün endüstriyel bir başarı getirmesi mümkün değildi. Belki 30 yıl, 50 yıl sonrasının sound anlayışını yapıyorsunuz çünkü. 1999 yılında “Dem-i Oz” albümümü tamamladım ve Amerika’da bir plak şirketiyle anlaştım. Bu albüm, Amerika ve Avrupa’da yayınlanacaktı. Anlaşmayı yaptığım yıl 11 Eylül saldırısı gerçekleşince ertelemek gerekti. Ben de “Dem-i Oz” albümümü beklemeye aldım ve hiç yayınlamadım. Daha sonra 2000 yılında dünyada bile örneği olmayan etnik elektronik tarzların karışımı “Ethnotronix” adında ilk enstrümantal ve kavramsal albümümü hazırladım. 70 ülkede birçok film ve tv yapım şirketlerine sunuldu. O zamandan beri müziklerim birçok ülkede film, dizi ve tv yapımlarında kullanılır hale geldi. Yurtdışındaki bu başarım duyulunca Türkiye’deki birçok film yapımcısı ve tv kanalı da benimle çalışmak istediler ve ardından “Kurtlar Vadisi”, “Haziran Gecesi”, “Yabancı Damat” ve “Kayıp” gibi 30’u aşkın tv dizisi ve 10’u aşkın filmin müziklerini besteledim. Böylece benim için sözlü stüdyo albümlerimden sonra film müzikleri konusunda da ikinci bir kariyerim oluşmuş oldu.

 

Peki, “Tüür Yağmur Duası”na gelirsek, bu çalışmanızı anlatır mısınız?

2003 yılında hazırladığım özel bir frekans ve makamsal müzikle iyileşme çalışmasıdır. Lüksemburg’da “Mudam” gibi Avrupanın en büyük sergi yapılanmasından davet alarak tasarımcı kariyerimle bu çalışmamı yayına sunmuş oldum. Çok ilgi gördü. Müzik frekanslarının ve makamların insan bedeni üzerindeki iyileştirici etkisini hem fiziksel hem de ruhsal anlamda işleyen bir kavramsal çalışmaydı. Milattan 15 bin yıl önce önce khamanların (şamanların) ses teknikleri ve rezonans enstrümanlarla insanları nasıl iyileştirdiklerini, hastalanmadan nasıl yaşatabildiklerini anlatan özel bir çalışmaydı. Daha sonra Türkiye’de de bu çalışmamı 2004 de yayınladık. Yani ben aslında 1997 yılında elekto manyetik müziğin ve sunduğum felsefenin insan bedeni üzerindeki etkisini araştırmaya ve örneklerini sunmaya başlamıştım. “Tüür-Yağmur Duası” bu çalışmalarımın daha kavramsal haliydi. Yıllar içerisinde oluşan 3 ana kataloğum var, ilki “Trip” albümüyle başlayan ve ilk dönem sözlü şarkılarımı ve onların felsefesini de barındıran “Aşkla Düşleyiş” isimli katalog. Aşkın evrelerini anlatıyor. İlk Aşk, Beni buluş, Seni buluş ve bizi buluş diye adlandırdığım başlıkları var. İkinci kataloğum “Sound Trax”, hazırladığım tüm film ve dizi müziklerini barındırıyor. 3. kataloğum ise “Tüür-Yağmur Duası” albümümle temeli atılan ve 7 ana manyetik frekans başlığından oluşan yeni “Skygen” kataloğum…

 

Skygen ile tam olarak neyi anlatıyorsunuz?

Kişilerin kendi özündeki aurasal manyetik enerjiyi fark ederek hastalıkların önüne geçebileceğini öneren bir proje… Proje kapsamında hazırladığım biofrekans eserlerimi düzenli olarak dinlettiğim ve takip ettiğim fanlarımdan çok olumlu dönüşler almaya başladım. Biofrekans müzikle iyileşme özgün yöntemlerim yoluyla ve düzenli periyodik seanslar sayesinde hayranlarım birçok fiziksel sorunlarından ve hatta kronik hastalıkların tedavisinde de yardımcı faktör olacak şekilde hemen iyileşmeye başladılar. En basit haliyle bile hayat kaliteleri ve yaşama enerjileri tavan yapıyor, çok daha kaliteli uyku uyuyorlar, kendilerini daha sağlıklı hissediyorlar, işlerinde verimlilikleri artıyor ve iş hayatlarında da hareketlenme başlıyor. Tümörü parçalama, hücre ve organ yenilenmesi, çocuk sahibi olma, menopozdan çıkış, otizmde gerileme, genç kalma ve cildin güzelleşmesi, bağışıklık ve endokrin sistemin dengelenmesi ve sayamadığım birçok konuda aldığımız çarpıcı sonuçlar var. İnsan vücudu bir enstrümana benziyor. Gerçekleştirdiğim özel ve özgün yöntemlerimle manyetik alanlarınızı olması gereken değerlere akortlamış oluyorum. Bunun sonucunda da blokaja uğramış bağlantılı salgı bezleri ve hormonlar olması gerektiği gibi çalışıyorlar. Özellikle şehirleşme, titreşim hz. değerlerini bilemediğimiz ve kulakla gözle algılayamadığımız kontrolsüz yüksek ve alçak manyetik ses frekansları yanında şehrin kaotik harmonik değeri olmayan gürültüsü bile insanların manyetik dengesini bozuyor. Skygen biofrekans müzikle iyileşme özgün teknik ve yöntemlerim insanlarda en hayati hastalıklarda bile etkili oluyor. Skygen’in hedefinde mümkünse hastalanmadan yaşamak var. Organlarımız zamanla bozuluyor. İnsanlar da hayatları uzun yıllara dağıldığı için farketmediğimiz halde oksitleniyor. Ama özgün Skygen biofrekans yöntemlerimle organlarınızı tarıyor, hastalıkları tespit edebiliyor ve onarıyoruz. Henüz hastalanmadan OQ-Skygen yöntemlerimi uygulamaya başlamak daha önemli aslında. Çünkü uyguladığım bu özgün ve içsel yöntemlerim var olan hastalıkları zaten durduruyor ve tekrar etmesini engelliyor olsa da henüz organlarda hastalıklar görülmeden, genç yaşlarda Skygen iyileşme ve iyi kalma seanslarına başlanılırsa, hastalanmadan ve insan ömrü ortalamasını arttırarak yaşamak mümkün gibi görünüyor. Uyguladığım uzay tıbbı sayılabilecek galaktik OQ-Skygen özgün ve içsel tekniklerimden faydalanmaya tüm insanlığın özellikle geleceğimiz olan çocuklarımızın ve genç jenerasyonun hakkı var, Aşk’la..

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s