Aradığımız her şey içimizde


Yorum bırakın

“GÜZEL BİR DÜNYA İÇİN MUTLU İNSANLARI ÇOĞALTIYORUZ”

“MUTLU İNSAN/ZİHİN, RUH, BEDEN FESTİVALİ”NİN KURUCUSU GÜLFERİ MERAL YILDIRIM, FESTİVALİN DETAYLARINI VE FARKLARINI KLASS’A ANLATTI:

ŞUBAT 2019

Gelecek için daha güzel bir dünya’ bilinciyle yola çıkan Gülferi Meral Yıldırım, bu sene 8-9-10 Mart’ta beşincisini düzenleyecekleri “Mutlu İnsan/Zihin, Ruh, Beden Festivali”nde Kadınlar Günü’ne özel çalışmalarıyla farklı bir konsepte hazırlanıyor. Bu seneki festival ile “Mutlu Kadın, Mutlu Çocuk, Mutlu Dünya” temasını ele alarak anne-çocuk ilişkisinin önemi vurgulamayı hedeflediklerini belirten Gülferi Meral Yıldırım, bu yıl beşincisi düzenlenen “Mutlu İnsan/Zihin, Ruh, Beden Festivali”nin detaylarını ve farklarını Klass’a anlattı.

Röportaj: Erdi Kartal

Fotoğraflar: Uğur Atun

Mekan:Çırağan Palace Kempinski İstanbul


Gülferi Hanım, sağlık sektöründeki yöneticiliğinizin ve çalışmalarınızın yanı sıra sosyal sorumluluk bilinciyle çok özel projeler hayata geçiriyorsunuz. Öncelikle kendinizden ve projenizden bahseder misiniz?

Ben yaklaşık 28 yıldır sağlık sektöründe çalışan bir yöneticiyim. Aslında İstanbul Teknik Üniversitesi Elektronik Mühendisliği bölümü mezunuyum. Mühendisliğin sağlıkla ilişkisinden bahsetmek gerekirse ilk iş deneyimim gözlükten kurtulma ameliyatlarında uygulanan lazer tedavilerini yapan cihazları Türkiye’ye getiren firmada çalışarak oldu. Son 6-7 yıldır özellikle insan psikolojisi, insan davranışlarının temelleri, biraz kendi hayatımda yaşadığım zorlu dönemlerden başlayan bir merakla birtakım eğitimler almaya başladım. Bunlar hem Türkiye’de hem yurtdışında kişisel gelişim adını vereceğimiz eğitimlerdi. Bunlara yöneldikçe hayatıma giren birtakım teknikler, uygulamalar oldu; yoga, meditasyon, mindfulness gibi çalışmalarım benim hayatımda bir şeylerin daha iyi olmasını, kendimi daha iyi hissetmemi sağladı. Ve eğer bu yöntemler, teknikler bu şekilde işe yarıyorsa daha çok insan bu eğitimlerle, yöntemlerle nasıl buluşabilir diye düşüncesiyle birkaç arkadaşımla beraber festival yapmaya karar verdim. 2014 yılında bu festivalin birincisini gerçekleştirdik. Bu sene 8-9-10 Mart’ta beşincisini düzenleyeceğiz. İlk başladığımızda ufacıktık. Ama yavaş yavaş her sene geliştikçe, yeni deneyimler elde ettikçe, yeni insanlarla tanıştıkça bunları festivale yansıtıp büyütmeye başladık. Son 4 sene içinde iki tane yüksek lisans bitirdim. Bir tanesi psikoloji yüksek lisansı,diğeri nörobilim yüksek lisansı. Ayrıca mindfulness ve meditasyon eğitmenliği yapmaya başladım. Bütün bunlardan benim anladığım aslında mutluluğun birinden veya birşeylerden alınabilecek bir şey olmadığı hiçbir insanın sizi mutlu etmek gibi bir vazifesi olmadığı bunu ancak kendi içinizde yeşertebileceğiniz, büyütebileceğiniz ve etrafınıza yayabileceğiniz bir olgu olduğunun farkına vardım. Farkına varmaktan da öteye, dünyadaki Oxford, Harvard, Stanford Üniversitesine kadar şu anda insanları ne mutlu eder üzerine çok büyük araştırmalar yapılıyor. Hepsinin gösterdiği şey ne para, ne mevki, ne sahip olduğunuz maddi kıymetlerdir. Bunlar olmasın demiyoruz ama bunlar mutluluğun garantisi değil. Ama siz sevdiğiniz insanlarla vakit geçiriyorsanız, iş birliği içinde mutlu olduğunuz insanlarla bir şeyler üretiyorsanız, bedeninize iyi bakıp sağlığınızı koruyabiliyorsanız zaten mutluluğun ana kaynağı ve temeli bunların olduğunu “Erkeği de kadını da yetiştiren annedir. Annenin bilgi ve bilinç düzeyi değiştikçe toplumların da kültürü değişiyor. O yüzden kadınların farkındalığını yükseltmek, onları her yönden zihinsel, ruhsal ve bedensel sağlığını yukarı taşımak dünyaya faydalı olacak mutlu bireyler yetiştirmelerini destekleyecektir.”

Peki, biraz da düzenlediğiniz festivalden bahsetmenizi istersek Mutlu İnsan/Zihin Ruh Beden Festivali’nin özellikleri nelerdir?

Zihin, Ruh, Beden Festivali adını koymamızın sebebi mutlu bir insan hem zihnen hem ruhen hem de bedenen sağlıklı olan, psikolojik olarak dengede olan insan demektir. Bu festivalin ana gayesinde pek çok yol ve yöntem var. Bedeninizle ilgili ne kadar hareket edeceğiniz, ne kadar egzersiz yapacağınız, beslenirken nelere dikkat edeceğinizin hepsi önemli. Çünkü yediğimiz bütün gıdalar aslında hücrelerimizi, beynimizdeki nöronları besliyor ve içeriye ne gönderiyorsak aslında biz onu yansıtıyoruz. O yüzden beslenme çok önemli. Onun dışında işin zihin ve psikoloji tarafı var. Çocuklardan yetişkinlere kadar bu festivalde yaptığımız psikoloji, nörobilim, beslenme, tasavvuf, meditasyon, mindfulness, yoga gibi aklınıza gelen tüm yolları ve yöntemleri bu konunun uzmanı olan kişilerle eğitimler, workshoplar, atölyeler, seminerler ile büyük kitlelere ulaşmayı hedefliyoruz. Çünkü herkesin ihtiyacı, herkesin algı ve bilinç düzeyi bir değil. Bugün günümüzün hem yaşam temposuna hem de maddi olanaklara baktığınızda hepimizin 2-3 bin liraya eğitime gitmek, 500-600 lira bir seans ücreti verip 15-20 seans birilerine gitmesi pek mümkün olmuyor. Biz istiyoruz ki insanlar televizyonlarda gördüğü, medyada duyduğu, gazetede okuduğu bir yöntemi, bir hocayı, bir kitabı yakından tanısınlar. İnsanları doğru uzmanlarla ve doğru yöntemlerle buluşturabilmek istiyoruz.

Bu seneki Zihin Ruh Beden Festivali’nin geçmişteki dönemlere göre ne gibi farklılıkları olacak?

Bu sene özellikle başlangıç gününün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü olması sebebiyle temamız “Mutlu Kadın, Mutlu Çocuk, Mutlu Dünya”… Çünkü biliyorsunuz aslında erkeği de kadını da yetiştiren annedir. Baba elbette çok kıymetli ama annenin kültürü, bilinç düzeyi değiştikçe toplumların da düzeni değişiyor. O yüzden kadınların farkındalığını yükseltmek, onları her yönden zihinsel, ruhsal ve bedensel sağlığını yukarı taşımak dünyaya faydalı olacak mutlu bireyler yetiştirmelerini destekleyecektir. Aşk, başarı gibi konuların yanı sıra ağırlığımız kadın ve çocuk gelişimi üzerine olacak. Önceki festivallerde 3 gün boyunca 60’a yakın seminer, panel ve workshop çalışmaları hep yetişkinlere yönelikti. Bu sene çocuk atölye alanı da ayırdık. Ebeveynler çocuğuyla birlikte rahatça gelebilecekler. Çocuklar için de yoga, mindfulness gibi güzel oyun atölyeler de olacak

Festival nerede olacak?

Harbiye’de İstanbul Kongre Merkezi’nde yapılacak ve herkese açık olacak. Her sene orada düzenliyoruz. 8-9-10 Mart olarak üç gün sürecek. Sanatçılarımız var, drama atölyeleri yapılacak, müzikal gösterilerimiz olacak. Hem bilgiyi hem eğlenceyi bir arada sunuyoruz.

Festivale katılacak ünlü isimler var mı?Hepsi birbirinden değerli hem medikal, hem akademik hem sanat ve spor dünyasından isimler var. Dalışlarında Dünya Kadınlar Gününe denk gelen açılış gününde düzenleyeceğimiz “Mutlu Kadın, Mutlu Dünya” paneli Ahu Özyurt’un moderatörlüğünde Dünya Serbest Dalış Şampiyonu Şahika Ercümen, Oyuncu Asuman Dabak, Nöropsikolog Prof. Dr. Öget Öktem Tanör, profesyonel dalgıç ve su altı fotoğrafçısı Ayşegül Dünçkök ünkatılımıyla gerçekleşecek. Konusunda uzman birçok değerli ismin yer aldığı festivalimizde Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Pro.Dr. Mehmet Zihni Sungur, Prof. Dr. Uğur Batı, Doç. Dr. Korkut Ulucan, Dr. Ümit Aktaş, Dr. Ender Saraç, Dr. Kenan Eren, Dr. Timur Yılmaz, psikolog nam-diğer bar psikoloğu Ferhat Aydın, Taylan Kümeli. Oyuncu Şebnem Özinal, Kalust Şalcıoğlu, Dolunay Soysert, Murat Aygen, Cenk Yüksel , Billur Kalkavan daha birçok önemli ve değerli isim bizlerle ve ziyaretçilerimizle birlikte olacak.

Bir yandan zihin ruh beden sağlığı için bilimin neler söylediğini öğrenirken diğer yandan atölye çalışmalarında meditasyonlar, Tibet çanaklarıyla ses banyoları,yoga, Thai Chi gibi çalışmalar olacak. Cuma, cumartesi ve pazar akşam kanışlarda ise bilim isinsanlarından çok özel müZikal farkındalık showları izleyeceksiniz. Çok sürprizlerimiz var.

“MUTLU OLABİLMEK İÇİN SAĞLIKLI VE FARKINDA OLMAK GEREKİYOR”

Festivalin en büyük amacı nedir?

İnsan ve gezegen arasında kopmuş olan bağı tekrardan kurmak, insanın ruhsal olarak büyümesini sağlamak. Çünkü bu dünyaya yansıyacak. Son 40-50 yıldır dünyanın geldiği noktaya bakarsak şu an bizim türümüz aslında büyük bir tehdit altında. İki tane tehdit var; bir tanesi gezegende tüm kaynakları neredeyse tükettik ve hala mahvetmeye devam ediyoruz, ikincisi yapay zeka geliyor değil artık geldi. Artık sıradan algoritmaların yaptığı gibi işler yapan insanların gelecekte var olma şansı yok. İnsanı insan yapan birinci şey yaratıcılığı, ikinci şey değerleri, şefkati, sevgisi, merhameti… Bunları hiçbir algoritmaya yükleyemezsin ( en azından buna şuan inanmak istyorum:) ama basit bir işi algoritmalar yapabilir. Bu festival insanlara evrende hangi noktaya gittiklerini görmelerini sağlayacak. Ona göre kendilerini geliştirsinler, yetiştirsinler istiyoruz. Mutluluk böyle hepimizin peşinden koştuğu çok klişe kavram gibi görünüyor ama mutlu olabilmek için sağlıklı ve farkında olmak gerekiyor. Örnek vermek gerekirse; büyük bir şirketin en önemli konumundasın, çok iyi para kazanıyorsun. Ama neye hizmet ettiğinin farkında olmak lazım. Sen gıdaların DNAlarını bozan bir ilaç şirketinde CEO’musun, çocukların geleceğini mahvedecek, çevreyi kirletecek bir şey mi yapıyorsun. Hayat 80-90 sene bir şey değil aslında. Bizim çocuklarımızın gelecekte nasıl bir dünyada yaşayacağı bugün benim umurumda. Onun için yapıyorum bunları. İnsanların geleceğinin de farkına varması için düzenlenen bir festival bu. Güzel bir dünya için mutlu insanlar hedefliyoruz. Bu festivalle insanlara bir şeyleri fark etmelerini sağlamak istiyoruz.

“Erkeği de kadını da yetiştiren annedir. Annenin bilgi ve bilinç düzeyi değiştikçe toplumların da kültürü değişiyor. O yüzden kadınların farkındalığını yükseltmek, onları her yönden zihinsel, ruhsal ve bedensel sağlığını yukarı taşımak dünyaya faydalı olacak mutlu bireyler yetiştirmelerini destekleyecektir.”

“Siz sevdiğiniz insanlarla vakit geçiriyorsanız, iş birliği içinde mutlu olduğunuz insanlarla bir şeyler üretiyorsanız, bedeninize iyi bakıp sağlığınızı koruyabiliyorsanız zaten mutluluğun ana kaynağı ve temeli bunların olduğunu anlayacaksınızdır.”

“BİZİ MUTLU EDEN TEK ŞEY SEVDİKLERİMİZLE OLMAMIZDIR”

Peki, mutluluk insanlara neler getirir?

Yapılan tüm bilimsel çalışmalar, araştırmalar paranın ve başarının mutluluğu garanti etmediğini ama mutlu insanların hem başarılı hem zengin hem de sağlıklı olduğunu gösteriyor. Harvard’ın yaptığı 75 yıllık bir araştırma var. Çok yeni açıklandı. Bundan 75 yıl önce üniversiteye başlayan öğrencilere hayattaki amaçlarını soruyorlar. 75 yıl boyunca10’ar sene aralıklarla bu insanları takip ediyorlar. Arada ölenler, vefat edenler ve evlenenler boşananlar oluyor. 75’inci yılda çok az bir grup hayatta kalıyor. Aynı sorular yeniden sorulduğunda “Sevdiklerimle, ailemle geçirdiğim güzel hatıralar hatırladığım tek şey” cevabını alıyorlar. O yüzden bizi mutlu eden tek şey sevdiklerimizle olmamızdır.

Reklamlar