Aradığımız her şey içimizde

Teotihuacan: İnsanların Tanrılar Haline Geldikleri Yer

Yorum bırakın

İnsanın evrimi ve tekamülü devam ediyor. Sorgulanmadan kabul edilmiş inançlarla, neyi neden yaptığının bilincinde olmayan insan tarih boyu kendinden olmayandan, bilinmezden korkmuş. Çoğunlukla yok etme yolunu seçmiş. Kendinden büyük güçlerin korumasına sığınmak için adaklar yapmış, kurbanlar vermiş. Hatta insanlar kurban olarak verilmiş. Günümüzde de inançlar gereği canlıların kurban edilmesine devam edilse de, farkındalığımız ve bilinç düzeyimiz yükseldikçe bugün en azından (bildiğim kadarıyla) sadece hayvanlar kurban ediliyor. Beslenmek için dahi hayvan kesilmesine karşıt görüşlerin her geçen gün daha yaygın şekilde yankı bulmasını göz önüne alırsak, gelecekte insan canlısı, yaşamsal bir gerekçe olmadığı müddetçe hayvanları kurban etmekten vaz geçecek. Bugün tarihte yer alan insan kurban eden kültürler bize bugün nasıl akıl almaz geliyorsa hayvan kurban etmek de öyle gelecek.

Meksika seyahatim esnasında, görmenin hayalini uzun yıllardır kurduğum Teotihuacan’a yaptığım ziyaret bu yukarıda yazdıklarımı düşünmek için bana alan açtı. Rehberimin anlattıkları ve internetten edindiğim ilave bilgilerle beni hayret içinde bırakan Teotihuacan anılarımı ve notlarımı sizinle paylaşmak istedim.

Teotihuacan Piramitleri

Teotiuacan, Nahuatl dilinde “İnsanların Tanrılar Haline Geldikleri Yer” anlamına geliyor . 2400 yıl önce kimler tarafından kurulduğu bilinmiyor ve MS 700’lerde aniden terk ediliyor. Neden terk edildiği de halen bilinmiyor. Şehri Aztekler keşfediyor ve Teotihuacan adını veriyor. Tanrılara adaklar sunulan kutsal tören alanı olarak kullanılmış. Ne yazık ki kurbanlar insanmış. Kimi zaman yüzlerce kişiyi güneş tanrısı doğmaya devam etsin diye kurban etmişler:(

Teotihuacan kentindeki yapıların konumları, Gize’deki piramitler gibi, Orion Takımyıldızının yerdeki yansıması olacak biçimde ve aynı zamanda, Queatzalcoatl Tapınağı’ndan hareketle gezegenlerin yerdeki yansıması olacak biçimde düzenlenmiş. Teknoloji ve bilimin olmadığı dönemlerde nasıl gözlem yapmışlar insan hayret ediyor…
Bu arada Queatzalcoatl tüylü yılan anlamına geliyor ve kimi efsanelerde insan kılığına girerek insanlara uygarlığı öğretmiş ve göklere dönmüş bir ilah olarak biliniyor.

Efsaneye göre Queatzalcoatl göklere geri dönerken bir gün tekrar geri geleceğini söylemiş. Bu efsaneye inanan Aztekler, İspanyollar gemiyle topraklarına geldiklerinde kendilerine hiç benzemeyen beyaz tenli kızıl saçlı adamları görünce “hah tamam geldi bizim tanrılar” demiş ve coşkuyla karşılayıp sarayda yedirip içirip bir güzel ağırlamışlar fakat İspanyolların niyeti kısa sürede ortaya çıkmış. Aztekler çok zalimmiş, çevre halklara çok eziyet ediyorlarmış, esir aldıklarının kalplerini çıkarıp güneş tanrısına sunup kurban ediyorlarmış. Dolayısıyla bölgede korkulan ve sevilmeyen bir toplummuş. Hatta İspanyollara bu halklardan bazıları Aztekleri ele geçirmesi için yardım etmiş. Azteklerin alfabesi, matematik sistemi ve yazılı hiç bir kaydı yok. Bilinen her şey İspanyollar geldikten sonra onların tuttuğu yazılı kayıtlardan.

Teotihuacan kentinin önemli yapıları, üç ayrı tanrıya adanmış Queatzalcoatl (tütlü yılan), Ay ve Güneş piramitleri ile bunların arasında uzanan ölüler yolu. Piramitler şuan taş renginde ama orjinali canlı kırmızı ve yeşile boyanmış şekildeymiş. Tüylü yılan piramidi ile ay piramidi arasında yaklaşık 4km’lik ölüler yolu var. Çeşitli zamanlarda törenler için buraya gelen halk bu yolu haftalar içinde ağır ağır kat ediyormuş.

20. yüzyıldaki arkeolojik bulgular, Meksika’da Aztek kültüründen önce Toltekler gibi Aztekler’den daha ileri kültürlerin var olduğunu ortaya koymuş. Muhtemelen, Teotihuacan’ın kurucuları da bu Aztek öncesi ileri kültürlerden biriymiş. Kentin ilk kurucularının kimler olduğu bilinmemekle birlikte, kentte sonradan Zapotekler ve Mistekler gibi Maya topluluklarının da yaşamış olduğu yapılan kazılardan anlaşılıyor. Çeşitli yazıtlarda kentten Tollan adıyla söz ediliyor. Bu ad yüzyıllar sonra Toltekler’in değineceği kayıp başkent Tula olduğu söyleniyor. René Guénon’a göre Tula binlerce yıl önce batmış olan bir kıtadaki ( Atlantis’tir o diye aklıma geliyor:) inisiyatik merkezin adıydı ve bu kıtadan göç etmiş olanlar, diğer kıtalarda kurdukları inisiyatik merkezlere anavatandaki merkeze ithafen bu adı vermişler. Bir Aztek efsanesine göre bu kent insanların vücudunu imal eden ilahların bir araya geldikleri yermiş.

Kentte halen yeni şeyler keşfedilmekte. Tüylü yılan piramidine yer altından giden bir tünel var mesela kazısı halen devam eden. Ölüler yolunda yürümek, piramitlerin üzerine çıkmak, orada meditasyon yapmak bir zaman tünelinden geçmek gibiydi adeta. Kim bilir belki bir zamanlar, orada kurban edilmiş bir esir, belki de törenlerde piramidin üzerinde halka konuşan tanrıçaydım.

Meksika seyahatimin 3 gününü Mexico City’e ayırmıştım. Bir günü Teotihuacan’da geçti. Dünyayı gezmek, görmek, farklı medeniyet ve kültürleri tanımak en büyük zevkim. Pandemi dolayısıyla ara vermek zorunda kaldım ama ilk fırsatta devam. Meksika tekrar gidilecekler listemde. Meksikalılar tatlı, nazik, temiz ve saygılı insanlar. Ben çok sevdim. Dilerim arzu eden herkes gider, görmeye değer o kadar söyleyeyim. Mexico City’den sonra ülkenin güneyine, Cancun ve Tulum’a gittim. Oralar da ayrı efsane, bir başka yazıda anlatılmak üzere diyeyim…



Yazar: Gülferi Yıldırım

Psikoloji ve Nörobilim Uzmanı İTÜ Elektronik Mühendisliği’nden mezun ve Yeditepe Üniversitesi’nden (MBA) İşletme Yüksek Lisansına sahip olan Gülferi Yıldırım, Üsküdar Üniversitesi’nde Uygulamalı Psikoloji Yüksek Lisans programının ardından aynı üniversitede Nörobilim Yüksek Lisansını tamamlamıştır. Geliştirdiği eğitim programı ile insanların mutluluk, düzeylerinin önemli oranda arttırılabileceğini ve beyin aktivitesinde yarattığı değişimi gösteren dünyanın ilk araştırmasını nörobilim tezi olarak yayınlanmıştır. Kurumsal dünyada, 30 yıla yakın süredir kurumsal dönüşüm, strateji, organizasyonel yapılanma, iletişim ve pazarlama konularında danışmanlık ve liderlik yapmaktadır. Her yıl İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen “Mutlu İnsan ZihinRuhBeden Festivali”nin kurucusudur. Kendini keşfetmek üzere çıktığı yolda Türkiye’den Güney Afrika’ya, ABD’den Peru’ya, Hindistan’dan İngiltere’ye ve Bali’ye pek çok eğitime katılmıştır. Bu eğitimlerden bazıları; Oxford, MIT (Massachusetts Institute of Technology), University of Massachusetts gibi dünyanın saygın üniversitelerinde aldığı mindfulness, meditasyon ve nörobilim temelli eğitimlerdir. Mutlu İnsan Akademisi ve Shiftedminds Eğitim Danışmanlık şirketlerinin kurucusudur. Doğunun binlerce yıllık kadim bilgilerini, batı bilimi ışığında, yaşam deneyimleriyle sentezleyerek oluşturduğu mutluluk, liderlik, rezilyans, mindfulness, duygusal denge, stres, endişe kaygı yönetimi eğitimleriyle insanların içsel motivasyonlarını ve güçlerini artırarak yaşamlarının her alanında hedeflerine ulaşmalarına vesile olmaktadır. Yelken ve snow board başta olmak üzere doğa sporları tutkunu olan Gülferi Yıldırım’ın vaz geçilmezleri arasında seyahat etmek, kitap okumak, müzik dinlemek, şarkı söylemek ve dans etmek vardır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s